(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Yalova Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.12.2004 tarih ve 2004/416-2004/696 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, üyelik hakkı baki kalmak üzere müvekkilinin sadece aracını sattığını, üye olmadığına dair kararın doğru olmadığını, üyelikten çıkarıldığını yeni öğrenen müvekkilinin ihtar çektiğini, ihtara üye olmadığı cevabı verildiğini, yeni araç alıp hat istediğinde bu sorun ile karşılaştıklarını ileri sürerek, üyelik ihraç kararının iptalini, üyelik haklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, üyelik hakkını davacının noter sözleşmesi ile devrettiğini, kaldı ki aracı satması ile de üyeliğin sona ermiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının aracını üyelik hakkı ile birlikte devrettiği, davacının yeniden ortak olma hakkının ilke olarak bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dilekçesinin sonuç bölümünde ihraç kararının iptali ve üyelik haklarının tespiti, talep ve dava edilmiş ise de, iddianın ileri sürülüş biçimine, savunmaya ve dosyadaki kanıtlara göre, dava, davacının üyeliği noktasında davalı kooperatifin çıkardığı muarazanın giderilmesine ve üyelik tespitine ilişkindir.
Dava dilekçesinde dayanılan 02.08.2002 tarihli ihtarnamede, davacı 1994-1996 tarihleri arasındaki üyeliğini devretmediğini, sadece aracı sattığını, bu araca bağlı üyeliğinin devam ettiğini, tekrar kayıt olup hat işlettiğini herhangi bir ihraç kararı alınmadığını, aidatlar için temerrüde düşürülmediğini bildirerek, üyelik hakkının yönetimce tanınmasını istemiştir.
Davalı yanın davadan önce bu ihtara verdiği cevapta, davacının 1994 yılında değil, 1997 yılında ilk kez ortak olduğunu ve bu ortaklığını 01.02.1999 tarihinde dava dışı Ayhan'a noter sözleşmesi ile devrettiğini, esasen aracı satmakla üyeliğin de kendiliğinden sona erdiğini bildirmiştir. Davalı, bu cevaba, aynen savunma olarak da yanıt dilekçesinde dayanmış ve tekrarlamıştır.
Davacı vekili, delil listesindeki açıklamasında, 1997-1998 tarihlerindeki üyelik hakkının devrinden önce 1994-1996 tarihlerinde başka bir plaka ile üyelik sıfatının var olduğunu, aidat ödediğini, üyelik kaydının bulunmadığına ilişkin davalı beyanlarını kabul etmediklerini bildirmiştir.
Görüldüğü üzere, dava dilekçesinde dayanılan ihtarda davacı, 1994-1996 yılları arasındaki üyeliğinin ilk üyeliği olduğunu bildirerek, bunun tanınmasını istemiş olmakla ve delil listesinde de 01.02.1999 tarihli noter devir sözleşmesi ile devrettiği üyeliğinin 1997 yılındaki üyeliği olduğunu kabul etmekle, dava konusu üyeliğin var olduğu iddia edilen 1994 yılındaki üyelik olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki, davalı yanın, davacının iddiasını genişlettiğine ilişkin bir itirazı ve savunması da olmamıştır.
Mahkemece, noter sözleşmesi ile üyeliğin devir edildiği gerekçesiyle, dava red edilmiş olup, davacının kaç üyelik payı bulunduğu, iddia edildiği gibi, devredilen üyelik payından başka bir üyeliğinin daha bulunup bulunmadığı üzerinde durulmamıştır. Oysa, sadece motorlu aracın satılması, bu araca bağlı olarak üyeliği de kendiliğinden sona erdirmemekte, üyeliğin ayrıca ve açıkça devredilmesi de gerekmektedir. Aracını satan ancak üyeliğini devretmeyen üyeye, kooperatifçe ihtar çekilip, yeterli süre verilerek, yeni bir araç satın alması için olanak tanınması gerekmekte, buna uyulmaması halinde üyenin temerrüdü gerçekleşmekte olup, bu temerrüttün sonra üyeliğin sona erdirilmesi mümkün olmaktadır. Dairemiz'in yerleşik uygulaması bu yöndedir.
Bu itibarla, davacının iddia ettiği ilk üyeliğinin var olup olmadığı ve usulüne uygun olarak sona erdirilip erdirilmediği üzerinde mahkemece durulması, kooperatif kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, esasen davanın konusunu oluşturan bu istemin olumlu ya da olumsuz karara bağlanması gerekirken, iddianın devredilen üyelik payı ile sınırlı olarak ele alınması sonucu, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy