(818 S. K. m. 19) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.10.2004 tarih ve 2001/1605-2004/1122 sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan dava konusu meblağ 10.000.000.000 TL'nin altında bulunduğundan HUMK. nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında 26.7.2001 tarihinde 1 yıl süreli Taşıt Kira Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 25. maddesi hükmüne aykırı olarak davalının hiçbir haklı nedene dayanmaksızın 25.9.2001 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, otobüsle günlük seferlerde taşınan yolcu sayısı baz alınıp kazanılan meblağın %20'sinin müvekkiline, %80'inin taşıt sahibi davalıya ait olduğunu, haksız fesih nedeniyle müvekkilinin sözleşme uyarınca elde edeceği kardan mahrum kaldığını ve müvekkili şirketin yolcu taleplerine karşılık verememesi nedeniyle yolculara karşı prestiji sarsıldığından manevi yönden de zarara uğradığını ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespitine, olmadığı takdirde 1.000.000.000 TL manevi ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000.000 TL maddi tazminatın fesih tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kira sözleşmesinin tarafların gerçek iradesini yansıtmadığını, Karayolu ile Şehirlerarası Yolcu ve Eşya Taşımaları Hakkındaki Yönetmeliğin 11/4. maddesinde yer alan komisyonculuk yasağından sıyrılabilmek için davacının dayandığı kira sözleşmesinin yapıldığını, sözleşmedeki kira bedelinin inandırıcı olmadığını ve zaten hiçbir zaman ödenmediğini, kanuna karşı hile niteliğindeki sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacının yüzlerce otobüsü olduğundan zararı doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının iddia ettiği gibi kira sözleşmesinde yolcu listesi üzerinden %20'lik gelirin davacıya ait olacağı hususunda bir hüküm bulunmadığı, zaten böyle bir hükmün kira sözleşmesinin ruhuna da aykırı olduğu, ancak taraflar arasında yazılı olmasa da mevzuatta yasaklanmış olan komisyonculuk sözleşmesinin var olduğu, kanunun yasakladığı bir hukuki ilişkiyi başka bir isim altında akdetmenin kanuna karşı hile anlamına geldiği, zira 30.000.000 TL kira bedeli ile şoför, muavin, hostes maaşları ve sigorta giderlerinin karşılanamayacağının açık olduğu, kanuna mugayir bu aktin feshedilmesinin başlı başına haklı neden olduğu, her ne kadar davacı, bu sözleşmeyi bilerek imzaladığından davalının artık bu gerekçeye dayanmasının iyi niyetle bağdaşmadığını belirtmişse de, MK. nun 2. maddesine dayanabilmesi için öncelikle kendisinin iyi niyetli olması gerektiği, dosya kapsamına göre davacının iyi niyetinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.00 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy