(818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Uşak Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.05.2005 tarih ve 2005/10-2005/185 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin keşide ettiği ve süresinde ödenmemesi nedeniyle karşılıksız kaşesi vurulan çeklerin davalı bankada olduğunun öğrenilmesi üzere, çek bedellerinin davalı bankaya ödendiği halde davalı banka tarafından bir gün sonra bu çekler nedeniyle ihtiyati haciz kararı alınıp uygulandığını, müvekkilinin ihtiyati haciz nedeniyle çek tazminatı, vekalet ücreti, tahsil harcı ve masrafları ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek 2.933.000.000. TL ödenen miktarın istirdadını ve haksız ihtiyati haciz nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının zedelendiği gerekçesiyle 2.000.000.000. TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini istemiş ve karşı dava açarak çeklerin geç ödenmesi nedeniyle 2.092.856.000. TL gecikme faizinin tahsilini istemiştir.
Mahkemece; asıl davanın reddine, karşılık davanın ayrılmasına karar verilmiş, verilen karar davacının temyizi üzerine Dairemizce; davacının ödemelerinin takip baskısı altında yapılıp yapılmadığının ispat yükünün davalıda olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı-borçlu şirketin vazgeçme nedeniyle yasal olarak alacaklı-davalı üzerinde kalması gereken takip masrafları ve vekalet ücretini ödememesi gerekmekte ise de anlaşmanın feragatten önce akdolunduğu, karşılıklı ödünleri kapsadığı, ödünlerin bir tarafın tamamen aleyhine olup, edimler arasında fahiş fark bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, esasen borçlu olunmadığı halde ödendiği ileri sürülen paranın istirdadı ve buna dayalı manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de; Dairemizce verilen bozma ilamında, ödemenin icra baskısı altında yapılıp yapılmadığının davalı bankanın savunması doğrultusunda, ispat yükünün davalı bankada olduğuna işaret edilmiş olup, buna göre dinlenen davalı tanığının beyanında da, bu hususun ispatına yetecek bir açıklama bulunmadığı ve bu husus mahkemece kabul edildiği halde, davacının baskı altında da olsa bir anlaşma yaparak ödemede bulunduğu gerekçe gösterilerek, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, ödemenin icra baskısı altında yapıldığının kabulü ile, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bozma ilamında belirtilen hususun bir başka gerekçe ile aşılması suretiyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
O halde, mahkemece, davacının yaptığı ödemelerin takip baskısı altında yapıldığının kabulüyle, dosyadaki delillerin buna göre değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde verilen karar doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy