(1163 S. K. m. 56)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Düzce Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.04.2005 tarih ve 2004/738-2005/283 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifte 15 yıl süre yönetim kurulu üyesi olarak görev yaparak 14.04.2002 tarihinde görevinden ayrıldığını, ilgili yönetmelik gereğince kendisine ödenmesi gereken hizmet mükafatının davalıya başvuruya rağmen ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 2.400.000.000 TL. nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsene bilirkişi raporu doğrultusunda, anılan yönetmelik hükümleri gereğince davacının görev süresi ve aldığı ücret gözetilerek hizmet mükafatını hak ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı kooperatif eski yöneticisi olan davacının Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar ve Kefalet Kooperatifleri İle Üst Kuruluşları Yönetim ve Denetim Kurullarında Hizmet Görüp Ayrılanlara Yapılabilecek Ödemeler Hakkındaki Yönetmeliğe dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 3476 sayılı yasa ile değişik 1163 sayılı yasanın 56/son maddesi yönetim kurulu üyelerine genel kurulca belirlenen aylık ücret, huzur hakkı risturn ve yolluk dışında hiçbir ad altında başkaca ödeme yapılamaz.' hükmünü haiz olup, anılan Yasa hükmü emredici mahiyette bulunduğundan bu hükme aykırı bulunan genel kurul kararları mutlak butlanla malul olduğu gibi ve yasanın emredici hükmüne aykırı bulunan yönetmelik hükmü de geçerli olamayacağı kuşkusuzdur. Dairemizin 24.10.2005 tarih, E. 2004/12897, K. 2005/10252 sayılı ilamı da bu yöndedir.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacı tarafın ancak 3476 sayılı Yasa'yla yapılan değişikliğin yürürlük tarihi olan 6.10.1988 tarihine kadar olan dönem bakımından alacak talebinde bulunabileceğinin kabulü ile sonucuna göre karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy