(6762 S. K. m. 1290) (Hırsızlık Sigortası Genel Şartları C.3. Sigorta Ettirenin Sigorta Süresi İçinde İhbar Yükümlülüğü ve Sonuçları)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.03.2005 tarih ve 2002/825-2005/115 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. C. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin İşyeri Paket Sigorta Poliçesi ile davalıya sigortalı olduğunu, 30.09.2002 tarihinde sigortalı işyerinden 3 adet bilgisayar ve yazarkasadan para çalındığını, davalı sigorta şirketinin 21.11.2002 tarihinde sigorta poliçesini iptal ettiğini bildirdiğini, müvekkiline ait işyerinin bilgisayar satış, bakım, tamir servisi ve internet kafe olarak faaliyet gösterdiğini, sigortayı yapan acentenin bu durumu bildiğini, süresi içinde cayma hakkının kullanılmadığını ileri sürerek, 5.348.940.000 TL.'nın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının işyerinin faaliyet alanını doğru olarak bildirmediğini, işyerinin internet kafe olduğu öğrenildikten sonra süresi içinde cayma hakkının kullanıldığını, istenen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalının süresi içinde cayma hakkını kullandığı anlaşılmakta ise de işyerinin faaliyet alanına ilişkin bilgi istenmediği, acentenin faaliyet alanını belirtmemesinin davacının yanıltıcı yada eksik beyanı olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.253.000.000 TL.'sının 21.11.2002 tarihinde n itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmişti.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, işyeri paket sigorta poliçesinden kaynaklanan hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Hırsızlık rizikosunun da teminat altına alındığı işyeri paket sigorta poliçesi ile davacının bilgisayar satış, bakım, tamir servisi ve internet kafe olarak kullanılan işyeri davalı sigorta şirketine sigorta ettirilmiştir. Poliçede sigortalı işyerinin faaliyet alanı bilgisayar ve yazılım olarak belirtilmiş olup, 30.09.2002 tarihinde meydana gelen hırsızlık rizikosunun gerçekleşmesinden sonra, işyerinin faaliyet alanının internet kafe olduğunun bildirilmediği, bildirilseydi, sigorta poliçesinin düzenlenmeyeceği gerekçesiyle 21.11.2002 tarihinde iptal edilmiştir.
TTK.nun 1290. maddesi gereğince sigorta ettiren kimse sigortacının sözleşme yapılırken gerçek durumu bildiği takdirde sözleşmeyi yapmasını yada daha ağır Koşullarda yapmasını gerektirecek bütün hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemiş olması her ne kadar sigortacıya gerçeği öğrendiği tarihten itibaren 1 ay içinde akitten cayma hakkı verir ise de bu hak rizikonun gerçekleşmesinden sonra kullanılamaz. Gerçeğe aykırı bildirim sigorta ettirenin kastına dayalı ise riziko gerçekleşmiş olsa bile sigortacı sözleşmeden cayabilir. Poliçe Genel Şartlarının C-2.3 maddesi gereğince sigorta ettirenin kastı bulunmadığı takdirde riziko fesihten önce gerçekleşirse, sigortacının tazminatı, tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk etmesi gereken prim arasındaki orana göre ödeyeceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, davalı sigorta şirketi riziko gerçekleşmeden önce TTK.nun 1290. maddesi gereğince cayma hakkını kullanmamıştır. Davacı sigorta ettirenin de kötüniyetli ve kasıtlı bir davranış içinde bulunduğu kanıtlanamamıştır.
O halde mahkemece, anılan yasal düzenlemeler gözetilmeksizin belirlenen tazminat miktarı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 18,25 YTL. harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 19.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy