(818 S. K. m. 84)
Taraflar arasında görülen davada A. Asliye 10. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.03.2005 tarih ve 2003/246-2005/119 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili hakkında 6.770.413.000 TL tutarında birikmiş aidat borcu olduğu gerekçesiyle icra takibi başlattığını, müvekkilinin zamanında borca itiraz edememesi nedeniyle takibin kesinleştiğini, müvekkilinin kooperatife hiçbir borcunun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borcunun olmadığının tespitine ve takibin iptaline, takibin haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle davalı alacaklının tazminata mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının borçlarını ödememesi nedeniyle hakkında ihraç kararları verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının aidatlarını geç ödemesi nedeniyle 933.000.000 TL gecikme faizinden sorumlu tutulması gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile davacının takip tarihi itibariyle toplam 5.837.413.000 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ait 933.000.000 TL istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı kooperatife aidat alacağı ve gecikme faizinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı kooperatif tarafından davacı ortak aleyhine yürütülen İcra takibinde 28.02.2000 tarihi itibariyle 623.940.000 TL asıl alacak ile bu tarihe kadar birikmiş gecikme faizi toplamı 6.146.473.000 TL olmak üzere toplam 6.770.413.000 TL'nın faiz ve masraflarıyla birlikte tahsili istenmiştir Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davacının genel kurullarda belirlenen aidat borcunun tamamının ödendiği ancak geç ödemeden kaynaklanan 933.000.000 TL gecikme faizi borcunun bulunduğu belirtilmiş olup, rapora davalı tarafça itiraz edilmiş ancak mahkemece rapora yöneltilen itirazlar değerlendirilmeden rapordaki belirleme doğrultusunda dava sonuçlandırılmıştır. Davalı taraf rapora karşı yaptığı itirazında 21.02.1998 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında gündemin 12. maddesinde alınan karar ile ortakların toplam 409.940.000 TL ödemesine karar verildiğini, davacının bu tutarı ödemediğini belirterek anılan miktarın ve gecikme faizinin göz önüne alınarak davacının borcunun hesaplanması istenmiştir. Davalı kooperatifin itirazına dayanak oluşturan 21.02.1998 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 12. sırasında davalının itirazında geçen tutarla ilgili olarak ödeme kararı verilmiş bulunduğunun anlaşılmasına göre anılan genel kurul kararının iptaline karar verilmediği takdirde tüm ortakları ve kooperatif yönetimini bağlayıcı olduğunun kabulü gerektiğinden anılan karar uyarınca ödenmesi gereken miktarın davacı tarafından ödenip ödenmediğinin belirlenerek sonucuna göre davacının hukuki durumunun tayini gerekirken bu husus üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi dikkate alınmaksızın yapılan kısmi ödemeler öncelikle aidat borçlarına mahsup edilmiştir. Anılan madde hükmüne göre, faiz ve masrafları ödemede geciken borçlunun yaptığı kısmi ödeme alacaklı tarafından öncelikle faize mahsup edilebilir. BK. 84. maddesi uyarınca uygulama yapılması yasal bir hak olduğundan bu ilkenin kooperatif alacakları hakkında da uygulanması mümkün bulunup genel kurulda buna ilişkin ayrıca bir karar alınmasına gerek bile yoktur. Bu durumda mahkemece davacının icra takibine konu 28.02.2000 tarihi itibariyle borcunun genel kurullarda alınan kararlar, kooperatif kayıtları ve geçerli bulunan delillerle belirlenmesi ve bu belirleme yapılırken ödediği miktarların BK. 84. maddesi hükmü uyarınca öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilerek sonucuna göre davacının borcunun tespiti ile borçlu olmadığı miktarın tayin edilmesi ve mahkemece 12.02.2002 tarihli ilk kararda verilen davacının 3.277.333.000 TL borçlu olmadığının tespitine ilişkin hükmün davacı tarafça temyizi sonucu 24.10.2002 tarihli bozma ilamı ile davacı yararına bozulduğu gözetilerek usulü kazanılmış hakkı zedelemeyecek şekilde hüküm kurulması gerektiği de düşünülerek kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy