(1479 S. K. Geç. m. 6) (3095 S. K. m. 2) (4389 S. K. m. 14) (5411 S. K. m. 142)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.10.2004 tarih ve 2001/142-2004/569 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın merkez şubesinde üç ayrı hesaplarının bulunduğunu, 1999 yılında yasal süresi içinde havale edilmeyen meblağlardan dolayı 1479 sayılı Kanun'un Ek 6. maddesi uyarınca 768.263.281TL. vadeli mevduat faizi ve 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca 170.926.003.292 TL. reeskont faizi olmak üzere toplam 171.694.266.573 TL. alacaklarının doğduğunu, davalının ödeme yapmaması nedeniyle kurum zararının ana paraya dönüştüğünü, dava tarihine kadar reeskont faizi, mevduat faizi ve vadeli mevduat faizi olmak üzere toplam alacağın 364.495.234.683 TL.'ye ulaştığını ileri sürerek, anılan meblağın dava tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek reeskont faizi, 1479 sayılı Yasa'nın Ek 6. maddesine göre vadeli mevduat faizi ve vadesiz mevduat faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının vadesiz mevduat hesaplarında, valör uygulamasının bankacılık mevzuatı ve teamüllerine uygun yapıldığını, valör tarihinin işlemi izleyen gün olduğunu, davacı tarafın valör tarihini işlem tarihi olarak esas alındığını, cezai faizin ana para hale gelmesinin ve meblağa vadeli, vadesiz ve reeskont faizi tahakkuk ettirilmesinin kanuni dayanağının olmadığını, bu durumun faize faiz talep etme anlamında olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın Bankalar Kanununun uygulanmasını gerektirecek alacak davasına ilişkin olduğu, bu davaya bakma görevinin Ankara 1. veya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde olduğu gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka tarafından davacı Kurum adına tahsil edilen paraların davacı hesaplarına geç intikal ettirilmesi nedeniyle uğranılan zararın faiziyle tahsili istemine ilişkindir. 23.06.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14/5-d bendi hükmü, bankalar ile fon ve bankaların iflas idareleri tarafından açılacak hukuk davalarına 1 nolu Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği, 12.05.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4672 sayılı Yasa ve 12.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Yasa ile bu tür davaların 1 ve 2 nolu Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği hükmü ve yine karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 142. maddesinin, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bu fona ait bankalar ve faaliyet izni kaldırılan bankaların iflas idareleri tarafından açılacak hukuk davalarına asliye ticaret mahkemesi tarafından bakılacağı, o yerde birden fazla asliye ticaret mahkemesi bulunması halinde, bu davalar (1) ve (2) numaralı asliye ticaret mahkemesinde görüleceği hükmü dikkate alındığında, bu tür davaların (1) ve (2) numaralı asliye ticaret mahkemesinde görülebilmesi için, fon ve fona devredilmiş bankalar ile faaliyet izni kaldırılan iflas etmiş bankaların iflas idareleri tarafından açılması gerekmektedir.
İşbu davanın 28.02.2001 tarihinde açıldığı, davacısının Bağ-Kur Genel Müdürlüğü olduğu, davalısının Türkiye H. Bankası olduğu anlaşılmış olmakla, mahkemece, davanın esasına girilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy