(818 S. K. m. 105)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.06.2004 gün ve 1996/318 - 2004/721 s. kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.02.2006 tarihinde asil Mustafa Öner gelip, davalı ve davacı avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı asil Mustafa Öner dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davasında, müvekkilinin davalı banka ile 1989 yılından itibaren vadesiz mevduat hesabı, kredi ve kredi kefaleti ilişkisi içinde çalıştığını, usulsüz işlemlerle müvekkili hesabından çekilmiş veya hesabına geçirilmemiş bulunan (38.550.000) TL'nın usulsüz işlem tarihlerinden itibaren %54 oranı üzerinden hesaplanan işlemiş bileşik faiz toplamı (513.752.000) TL'nın toplamı üzerinden dava gününden itibaren işleyecek %79 oranı üzerinden hesaplanacak bileşik faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, birleşen davasında ise, müvekkilinin kullanmış olduğu kredi hesabının usulsüz olarak başkalarına kullandırıldığı, talimat alınmaksızın virmanlar yapıldığı, yatırılan paraların hesaba geçmediği, bütün bu usulsüzlüklere rağmen banka tarafından icra takiplerine girişilerek, ihtiyati haciz işlemleri sonucunda baskılara dayanamayan müvekkilinin elindeki son malları satarak iş yerini kapatmak zorunda kaldığı, ev eşyalarının haczedildiğini ileri sürerek, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla (1.000.000.000) TL maddi, %54 oranı üzerinden hesaplanan (288.000.000) TL ticari faiz ve (5.000.000.000) TL manevi tazminatın toplamı olan (5.388.000.000) TL'nın dava gününden itibaren işleyecek %79 oranında ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının o zamanki müvekkili banka şube müdürünün akrabası olması sebebiyle sözlü talimatlarına istinaden yapılan işlemlerden dolayı haksız ve usulsüz dava açtığını, bileşik ticari faiz isteminin yersiz olduğu, yapılan tüm icra takipleri usulüne ve kanuna uygun olarak ihtiyati haciz kararları alınarak yapıldığını, ortada bir usulsüzlük bulunmadığından, davacının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceğini belirterek, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına nazaran, davacı Mustafa Önen'in mevduat hesabından toplam (38.403.400) TL'nın yetkisiz çekildiği, dava gününe kadar işleyen akdi faiz miktarının (132.351.087) TL olduğu, davacının dava tarihi itibariyle davalıdan (170.754.487) TL alacaklı bulunduğu, birleşen dava yönünden ise davacının 1993-1996 yılları arasındaki toplam karın (206.263.348) TL olup, buna göre (100.000.00) TL.lik maddi tazminat talebinin makul ve kabul edilebilir miktarda olduğu, davacının kar kaybı ve düştüğü zor durum itibariyle manevi tazminat koşulları doğmuş ise de, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak makul ölçüde tespit olunması gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile (170.754.487) TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacak tutarı olan (38.403.400) TL'ye dava gününden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, birleşen davanın kısmen kabulü ile (100.000.000) TL davacı alacağının dava gününden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte yine (500.000.000) TL manevi tazminatın davalıdan faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Asıl davada istem, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesaplarından çekilmiş veya hesaba geçirilmemiş bulunan paraların faiziyle tahsiline, birleşen davada ise, davalı bankanın gerçekte alacaklı olmadığı durumda yapmış olduğu usulsüz işlemler ve icra takiplerinden dolayı uğramış olduğu maddi zararın tazmini ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Mahkemece, davacının uğramış olduğu maddi tazminatın hesabında, davacının ticareti terk ettiği 1992 yılı sonu ile davanın açıldığı gün arasında kalan dönemdeki kar kaybı esas alınarak, davacının (100.000.000)TL maddi tazminat talebinin makul olduğu gerekçesiyle bu miktar üzerinden davacının tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, davacı tarafa birleşen davadaki maddi tazminat isteminin dayanağı sorulup, açıklık getirilmiş değildir. Bu halde mahkemece, davacıya maddi tazminat isteminin kanuni dayanağı sorularak, davacının isteminin mevduatındaki paranın zamanında kendisine ödenmemesi sebebiyle ortaya çıkan munzam zararının karşılığımı, yoksa davalı Banka tarafından yapılan haksız haciz sebebiyle tazminat istemimi olduğu açıklattırılarak, talebin bundan sonra değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan incelemeyle yazılı biçimde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan sebeple taraflar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 no.lu bentte açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 28.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy