(6762 S. K. m. 133)
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.05.2005 tarih ve 2003/523 - 2005/178 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı- karşı davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.12.2006. gününde davacı karşı davalı avukatı ile davalı-karşı davacı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı (K. Davalı) vekili, davalının müvekkili şirketin İstanbul acentesi olup, sözleşmeden doğan prim borcunun 14.04.2003 tarihi itibariyle 4.651.203.000 TL olduğunu ve ödenmemesi nedeniyle mezkur acentelik sözleşmesinin feshedildiğini belirterek, 4.651.203.000 TL prim alacağının 14.04.2003 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, karşı davanın ise reddini istemiştir.
Davalı davaya cevabında, acentelik sözleşmesinin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğini halen davacı şirkette 5802 USD komisyon alacağı bulunduğunu, haksız fesih nedeniyle gelir kaybına uğradığını ileri sürerek, davacı sigorta şirketine borçlu olduğunun tespit edilmesi halinde 5802 USD alacağı karşılığı 10.150.000.000 TL'den bu borcun takasına karar verilmesine, karşı davasında ise 5802 USD karşılığı 10.150.000.000 TL ile kâr kaybı nedeniyle 55.624.516.922 TL olmak üzere toplam 65.784.516.922 TL'nin davacı (k.davalıdan) tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına nazaran, davacı tarafından davalı acentesine çekilen 27.01.2003 tarihli ihtarname ile poliçe kesme ve prim tahsilatı işlemlerinin durdurulduğunun ve yine 14.04.2003 tarihli ihtarnameyle de sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği ancak, gerekçe gösterilmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin 26. maddesinde tarafların herhangi bir neden ileri sürmeksizin üç aylık feshi ihbar süresine uyarak sözleşmeyi fesh etme hakkına sahip olduğu, 3 aylık süreye uyulmaksızın ancak haklı nedenlerin varlığı halinde sözleşmenin feshedilebileceği, oysa davacı şirket tarafından haklı bir nedenin varlığının ileri sürülmediği ve feshin haksız olduğu, davalı -karşı davacının haksız fesih nedeniyle uğradığı zararı davacı-karşı davalıdan talep edebileceği, davacının prim alacağının bulunduğu, karşı davacının ise USD üzerinden bir komisyon alacağı olmadığı gerekçeleriyle, asıl davanın kabulü ile 4.651.203.000 TL'nin faiziyle birlikte, karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya ödenmesine, karşı davanın kısmen kabulü ile 55.634.516.222 TL'nin 9.850.000.000 TL'ye dava tarihinden, 45.784.516.222 TL'ye ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmek suretiyle davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davacı- karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Asıl davada istem, davacı sigorta şirketinin davalı acentesinden olan prim alacağının tahsili istemine, karşı dava ise, acentenin davacıdan olan komisyon ücreti alacağı ile taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle uğranılan kazanç kaybının davacı-karşı davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı sigorta şirketi tarafından yapılan feshin haksız olduğundan bahisle davalı-karşı davacı acentenin kazan kaybına ilişkin istemi kabul edilmiştir.
Taraflar arasında 19.07.2000 tarihli süresiz acentelik sözleşmesinin bulunduğu, anılan sözleşmenin 26.maddesi uyarınca taraflardan her birinin haklı sebeplerin varlığı halinde sözleşmeyi derhal, haklı sebeplerin var olmaması halinde 3 ay önceden feshi ihbar etmek kaydıyla feshedebileceği tartışma konusu değildir.
Somut olayda, davacı sigorta şirketi Kadıköy Bölge Müdürlüğünce gönderilen 27.01.2003 tarihli ihtarname ile 24.01.2003 tarihi itibarıyla O. Ltd. Şti'nin poliçe kesme ve prim tahsilatı işlemleri durdurulmuş, anılan ihtarname acenteye 31.01.2003 tarihinde tebliğ edilmiş, bilahare taraflara arasındaki sözleşmenin feshedildiğini bildiren 14.04.2003 tarihli fesihname ise acenteye tebliğ edilememiştir. Davacı (K.Davalı) sigorta şirketi Bölge Müdürlüğünce taraflar arasındaki sözleşmenin askıya alındığı ihbarı üzerine davalı acente tarafından bu duruma karşı çıkılmamış ve askıya alma işlemi bir şekilde benimsenmiştir. Açıklanmaya çalışılan gelişmeler karşısında taraflar arasındaki sözleşmenin ancak açılan işbu dava ile davacı sigorta şirketi tarafından haksız olarak feshedildiğinin kabulü zorunlu bulunduğundan, davalı (k.davacı) acentenin kazanç kaybına yönelik isteminin, taraflar arasındaki sözleşmenin 26. maddesi gözetilerek ancak dava tarihinden sonraki üç aylık döneme ilişkin olabileceğinin gözetilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve sanki taraflar arasında davadan önce usulünce gerçekleşmiş bir fesih varmışçasına davalı (k. davacı) yararına kazanç kaybı belirlenmesi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı (k. davalı) yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı(k.davalı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı (k.davalı) Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalı- karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalı A. Anonim Türk Sigorta A.Ş.'ne verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy