(818 S. K. m. 101, 106, 107)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.11.2004 tarih ve 2002/793 - 2004/1060 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 05.12.2006 gününde davacı avukatı H.Ercüment Erdem ile davalılar avukatları Kutman Öge ve İskender Atasagun gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, ... Şirketler Gurubu'nun 1984 yılından beri Braun markalı çeşitli elektrikli küçük ev aletlerinin ve kişisel bakım ürünlerinin tek satıcılığını yaptığını, ... Şirketler Grubu'na bağlı şirketlerden müvekkilinin de 1996 yılından beri Braun markalı ürünlerin zincir mağazalar dışında perakende pazarda tek satıcılığını sürdürdüğünü, davalı şirketin 27.12.2001 tarihli ihtarname ile 31.12.2001 tarihi itibariyle davacının tek satıcılık ilişkisine son verdiğini, bilahare davalının müvekkili tarafından oluşturulan bayi ağını kullanarak Braun markalı ürünleri bu bayi ağı ile pazarlamaya başladığını, sözleşmenin feshinde davalının haksız olduğunu ve ihbar sürelerine uymadığını ileri sürerek, 3.600.000 USD müşteri (denkleştirme) tazminatı ile 3.250.000 USD kâr kaybı olmak üzere toplam 6.850.000 USD. den davacının davalıya olan borçları takas ve mahsup edildikten sonra bakiye 5.922.762 USD. nin 04.02.2002 tarihinden itibaren faiziyle birlikte, ayrıca 1.500.000.000.000.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 11.07.1996 tarihinde Braun AG (yeni adıyla Braun Gmbh) ile yapılan sözleşme gereğince müvekkilinin distribütör olarak atandığını ve bu sözleşmenin halen devam ettiğini, müvekkilince davacı şirkete bayilik verildiğini, yoksa davacının Almanya Braun ürünlerinin tek satıcısı olmadığını, davacı şirketin borçlarını ödemede sık sık temerrüde düşmesi ve borçlarının teminatsız kalması nedeniyle müvekkilince keşide edilen 27.12.2001 tarihli ihtarname ile süre verilerek, iş ilişkisinin 31.12.2001 itibariyle sona erdirildiğini, bayilik ilişkisini bitirmekte müvekkilinin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, Braun Gmbh ile davalı şirket arasında 11.07.1996 tarihinden itibaren Braun ürünlerinin Türkiye'deki tek satıcısının davalı şirket olduğu, ancak davalı şirket tarafından tek satıcılık yetkisinin hiçbir şekilde davacıya devredilmediği, tam aksine davalı şirket tarafından çok sayıda başka bayilerle doğrudan ticari ilişkilere girildiği, tekel hakkı elde tutularak davacı şirkete ve başka şirketlere satışların yapıldığı, davacı şirketin müşteri potansiyelinin fazla olmasının onu tek satıcı hainle getirmeyeceği, taraflar arasında böyle bir irade uyuşmasının bulunmadığı, davacı şirketin davalı şirketle olan ticari ilişkisinin tek satıcılık veya acentelik olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından denkleştirme tazminatı adı altında davalıdan tazminat istenemeyeceği, taraflar arasında bayilik sözleşmesi bulunduğu, bu durumda ancak sözleşmenin haksız feshedilmesi halinde davacının tazminat isteyebileceği, fesih tarihi itibariyle davacının 1.327.381.088.987.-TL cari hesap borcu bulunduğu, davacının ödemelerinde aksaklıklar olduğu gözetildiğinde davalı şirketin teminat istemekte haklı olduğu, davacının ise bu gerekliliği yerine getirmediği, bu nedenle davalının sözleşmeyi derhal fesih hakkının doğduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve taraflar arasındaki ilişkinin tek satıcılık değil, bayilik ilişkisi olduğunun anlaşılmış olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Dava dışı Braun AŞ ile ... A.Ş. arasında 22.11.1984 tarihinde Distribütörlük Sözleşmesi imzalanmış olup, bu sözleşme 31.12.1995 tarihinde feshedilmiştir. Bilahare Braun, Türkiye çapında distribütörlük faaliyeti için davalı Gillette San ve Tic A.Ş. ile anlaşmıştır. Davalı Gillette San ve Tic.A.Ş. ile davacı ... Tüketim Mamülleri Pazarlama A.Ş. arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte, aralarında bu tarihten itibaren bir bayilik ilişkisi kurulmuştur.
Taraflar arasında devam eden ticari ilişki sırasında davalı taraf, davacı şirkete karşı keşide ettiği 21.11.2001 tarihli yazı ile, daha önce davalı şirket lehine davacı tarafından verilen 1.200.000.000 USD tutarındaki ... Enerji ve Klima San ve Tic A.Ş. tarafından düzenlenmiş olan kefalet belgesinin süresinin 31.12.2001 tarihinde sona erdiği, bu belgenin yeniden düzenlenerek en geç 31.12.2001 tarihine kadar davalı şirkete ulaştırılmasını istemiştir. Davalı şirket, teminatın yenilenmesi için davacı tarafa 31.12.2001 tarihine kadar süre verdiği halde, henüz verilen süre dolmadan 25.12.2001 tarihinde davacı tarafa gönderdiği faks ile, ödemelerdeki temerrüt ve cari hesaptaki teminatsızlık gerekçe gösterilerek, bundan sonra davacı tarafa mal vermeyeceklerini belirterek, stantların 31.12.2001 tarihine kadar iadesini talep etmek suretiyle, sözleşmeyi 31.12.2001 tarihi itibariyle feshetmiştir. Davalı taraf, 27.12.2001 tarih 62887 yevmiye numaralı ihtarname ile de benzer gerekçeleri ifade ederek, davacı ile olan sözleşmeyi 31.12.2001 tarihi itibariyle feshettiğini bildirmiştir.
Görüldüğü üzere, davalı tarafın sözleşmeyi feshetmesi iki nedene dayanmaktadır. Bunlardan birincisi, davacının borçlarını ödemekte temerrüde düşmesi; ikincisi ise, süresi 31.12.2001 tarihinde dolan teminatın süresinin uzatılmamasıdır.
Davalı tarafından, teminatın süresinin uzatılması için davacı tarafa verilen süre 31.12.2001 tarihinde dolmaktadır. Ancak ne var ki, bu süre henüz dolmadan 25.12.2001 tarihli faks mesajı ile davalı, sözleşmeyi feshettiğine dair iradesini açıklamıştır.
Ayrıca, davacı vekili, müvekkilinin borçlarını ödemekte temerrüde düşmediğini, vadesi gelmiş borcun 28.12.2001 tarihli tahsilat makbuzu ile davalı tarafa ödendiğini iddia etmiş, bilirkişilerce de bahsi geçen tahsilat makbuzu ile yapılan davacı ödemesi sonrasında vadesi gelmiş bir borçtan dolayı davalı tarafından davacının temerrüde düşürülüp düşürülmediği konusunda yeterli bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
BK.nun 106 ncı maddesinin 1 nci fıkrası hükmüne göre, karşılıklı taahhütleri havi olan bir akitte iki taraftan biri mütemerrit olduğu takdirde, diğeri borcun ifası için münasip bir mehil tayin veya münasip bir mehlin tayinini hakimden isteyebilir. Mehil tayin etme kuralının istisnası, BK.nun 107 nci maddesinde düzenlenmiş olup, bunlardan birisi de, borçlunun hal ve vaziyetinden bu tedbirin tesirsiz olacağının anlaşılmış olması halidir.
Bu itibarla mahkemece, taraflar arasında devam eden ticari ilişkinin tümü gözetilerek, teminat süresinin uzatılmasına dair verilen süreden önce davalının sözleşmeyi feshetmesine dair iradesini açıklaması davacı tarafın vadesi gelmiş ve bu nedenle davalı tarafından BK.nun 101 nci maddesi gereğince temerrüde düşürülmüş bir borcu olup olmadığı hususlarının 28.12.2001 tarihli tahsilat makbuzu da dikkate alınmak suretiyle, delillerin tümüyle birlikte değerlendirilmesi, BK.nun 106 ve 107 nci maddeleri gereğince davalının sözleşmeyi derhal feshetmekte haklı olup olmadığının tartışılması gerekirken, fesih iradesinin açıklandığı tarihi itibariyle davacının temerrüde düştüğü bir borcu olup olmadığı, bu durumun sözleşmenin feshine haklı neden teşkil edip etmeyeceği hususlarında yeterli araştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy