(2004 S. K. m. 257) (6762 S. K. m. 620, 624, 690)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.12.2005 tarih ve 2005/197 - 2005/197 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkilinin bonoya dayalı 6.000.000.000.-TL alacağı bulunduğunu, senedin vadesinde ödenmediğini, borçlulara yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, ihtiyati haciz karan verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosyadaki belgelere göre, senedin vade tarihinden itibaren 1,5 yıl sonra başvuru yapılmış olması, borçlulara herhangi bir başvuru olup olmadığı, alacağın rehinle temin edilip edilmediği, borçluların kaçma şüphesi bulunduğuna dair bir belgenin dosyaya sunulmamış olduğu gerekçesiyle, istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
Bonoya dayalı ihtiyati haciz istenilmiş, mahkemece, bononun protesto edilmediği ve borçlulara borcu kaçırmaya yönelik eylemleri bulunduğu ispat edilemediği gerekçesiyle istem reddedilmiştir.
İhtiyati haciz isteyebilmek için İİK'nun 257/1'nci maddesine göre alacağın muaccel olması ve rehinle temin edilmemiş olması yeterlidir. Somut olayda İhtiyati haciz isteyen alacaklı, borçlu Mahir Filiz tarafından düzenlenen ve Ahmet Filiz'in kefil olarak gösterildiği vadesi geçmiş olan bononun son hamili durumundadır. TTK'nun 691/17'nci maddesine göre, bir bonoyu tanzim eden kimse; tıpkı bir poliçeyi kabul eden gibi sorumludur. Ayrıca, bonoya tatbik olunacak hükümleri düzenleyen TTK'nun 690'nci maddesinin yaptığı atıf gereği aynı yasanın 620'nci maddesi uyarınca ödeme için ibraz edilmeyen bir bonodan dolayı borçlunun 624 ncü maddeye göre bono bedelini notere tevdi etme hakkı da bulunmaktadır. Bu nedenlerle, alacaklının, bonoyu tanzim edene, onun lehine aval verene ve bunların yetkisiz temsilcilerine karşı ihtiyati haciz isteyebilmesi için, bononun vadesinin gelmesi gerekli ve yeterlidir. Bundan başka, yetkili hamilin ödememe protestosu çekmiş olmasına ve bu protestoyu bono ile birlikte ihtiyati haciz talebine eklemesine gerek yoktur. O halde mahkemenin bonoda protesto bulunması gerektiğine yönelik gerekçesi yerinde bulunmadığı gibi, muaccel alacaklarda borçlunun mallarını kaçırma ihtimalinin aranmasına da gerek bulunmadığından ihtiyati haciz talebinin anılan gerekçeler ile reddi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz alacaklı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy