(2918 S. K. m. 104)
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25/03/2005 tarih ve 2004/51-2005/102 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalının zorunlu trafik sigortacısı bulunduğu aracın çarpması sonucu, müvekkillerinin murisinin vefat ettiğini ileri sürerek, 3.000.000.000 TL. maddi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Poliçe Genel Şartlarının 3-h ve j bentleri uyarınca, talebin teminat dışı kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemize ait 17.11.2003 tarihli ilama dayanılarak, davalı şirkete sigortalı kamyonun tamir için kazayı yapan sürücü Ersin'in babasına ait tamirhaneye bırakıldığı, anahtarlarının da teslim edildiği, dolayısıyla aracın tamamen tamircinin hakimiyetine geçtiğinden, bu sırada oluşan kazanın yol açtığı zarardan da araç sahibinin ve ZMMS poliçesi Genel Şartlarının 3/h maddesi uyarınca sigortacının sorumlu olmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karan, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız fiilden kaynaklanan zararın, zarar sorumlusu bulunan davalıdan tazmini istemine ilişkindir.
2918 Sayılı KTK'nın 104. maddesi uyarınca, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişiler, gözetim, onarım, bakım veya buna benzer amaçlarla kendilerine bırakılan araçların neden olduğu zararlardan dolayı, işleten gibi sorumlu tutulmuşlardır. Bu şekilde oluşan zararlardan, aracın asıl işleteni veya o araç için zorunlu trafik sigorta sözleşmesini yapan sigortacının sorumlu olmayacağı da, bu yasal düzenlemede açıkça belirtilmiştir. Aynı madde hükmünde ayrıca, bu gibi mesleki faaliyette bulunanların, kendilerine teslim edilen araçların yönetmelikte gösterilen biçimde defterini tutmakla, maddenin ikinci fıkrasında da bu meslek sahiplerinin kendilerine teslim edilen motorlu araçların tümünü kapsayacak şekilde zorunlu trafik sigortası yaptırmakla, yükümlü tutuldukları açıkça belirtilmiştir.
Yasada mesleki faaliyetin kapsamına göre bir ayrıma gidilip gidilemeyeceği konusunda açıklık yoksa da, mesleki faaliyette bulunan teşebbüsün az veya çok organize olması aranmalıdır. Zira Yasa, bu çeşit teşebbüs sahiplerinin işleten gibi sorumlu olacağını kabul ederken, zarar görenlerin en az araç maliki gerçek işletenler karşısında olduğu kadar güvence altında olacaklarını varsaymış tır. Bu nedenle teşebbüsün, aracın olumsuz ellere geçmesini önleyecek şekilde düzenlenmiş olup olmadığı, benzer işyerlerinin normal çalışma düzenleri, teşebbüsün mali gücü, bırakılan araçları özel deftere kaydedip kaydetmediği ve zorunlu trafik sigortası yaptırıp yaptırmadığı gibi hususlar üzerinde durularak bir değerlendirme yapılmalıdır. Ekonomik gücü zayıf, düzensiz, basit yerlerin ne araç ne de zarar görenler için bir güvence olamayacağı göz ardı edilemez.
Ayrıca, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüs sahiplerinin işleten gibi sorumlu tutulabilmeleri için, araç üzerindeki hakimiyetin eylemli olarak teşebbüs sahibine geçmesi gerekir. Bu durum, her somut olayın özelliğine göre ayrı değerlendirilmelidir. Kısa süreli basit onarımlar gibi kesinlikten uzak, duraksamalı durumlarda, hakimiyetin geçtiği kabul edilmemelidir. Zira, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişilerin işleten gibi sorumlu tutulmalarının nedeni, bunların motorlu araç üzerindeki fiili hakimiyetin kesin olarak sahibi bulunmalarından kaynaklanmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta ise, mahkemece davalının zorunlu trafik sigortacısı bulunduğu aracın, dava dışı üçüncü kişilere ait bir tamirhaneye bırakıldığı, bu aracın neden olduğu zarardan ZMSS. Genel Şartları'nın 3/h maddesi uyarınca davalı sigortacının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişilerin işleten gibi sorumlu tutulmaları için, öncelikle bu yerin yukarıda belirtilen şekilde teşkilatlanmış, güven veren bir tamirhane olması, aracın fiili hakimiyetinin de kesin olarak tamirhaneye geçmesi gerekmektedir. Kısa süreli tamiratlar, bu şekilde bir terk iradesini göstermez.
Bu durum karşısında mahkemece, ispat yükümlülüğü davalı sigortacıya ait somut olayda, dava konusu zarara neden olan aracın bırakıldığı tamirhanenin, yukarıda belirtilen niteliklere sahip olup olmadığı ve aracın hangi tamirat için bu yere bırakıldığı tespit edildikten sonra, tamirhane sahibi dava dışı üçüncü kişinin işleten gibi sorumlu olup olmayacağının, diğer bir deyişle, davalı sigortacının sorumluluğunun devam edip etmediğinin, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda yeniden değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy