(818 S. K. m. 96) (1512 S. K. m. 162) (6762 S. K. m. 4)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesince verilen 01/12/2004 tarih ve 2002/564-2004/646 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 19.12.2006 gününde davacı avukatı ile davalılardan T.C. Ziraat Bankası avukatı ile M. avukatı geldi, tebligata rağmen ihbar edilen Sigorta avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesindeki döviz tevdiat hesabında bulunan 30.500 USD'nin şirketi temsile yetkili O. adına düzenlenmiş sahte nüfus kağıdı ile davalı noterce düzenlenen vekaletnameye dayanılarak Hakan adlı kişi tarafından çekildiğini, bankanın hesapla ilgili olarak şirketçe verilen imza sirküsü ile vekaletnamedeki imzayı kontrol etmeden vekaletnamede olması gereken vergi numarasının yokluğunu gözetmeden şirket yöneticisi O.'nun verdiği nüfus kağıdı örneği ile vekaletname ekindeki nüfus kağıdı örneğini karşılaştırmadan ödeme yapmaktan, diğer davalının ise vekaletname tanzimi sırasında ibraz edilen imza sirküsü ile vekaletnamedeki O. imzasındaki farklılığa dikkat etmemek ve şirketin vergi numarasını istememek suretiyle vekaletname düzenlemekten dolayı kusurlu ve sorumlu olduklarını ileri sürerek 30.500 USD'nin 25.9.2001 tarihinden itibaren USD' ne uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müteselsildi tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka vekili, müvekkili bankanın bankacılık uygulamalarına uygun biçimde ibraz edilen vekaletnameye göre ödeme yaptığı ve kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı M. vekili, müvekkili açısından ticari dava niteliği taşımayan davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının zararının davalı banka görevlilerinin ağır kusurundan olduğunu, bu yüzden müvekkiline husumet düşmeyeceğini vekaletnamenin gerekli dikkat ve özen gösterilerek düzenlendiğini, sahteliğin çıplak gözle görülebilecek nitelikte olmadığını ve vekaletnamenin para ile ilgili olması nedeniyle tevdiat hesabından davalı noterin düzenlediği 18.9.2001 tarihli sahte vekaletnameye dayanılarak Hakan sahte kimlikli şahsın aynı gün ve bir sonraki gün toplam 30.500 USD'nin çektiği, her ne kadar bilirkişi raporunda hesaptan para çeken şahsın davacı şirkete ait her türlü bilgi ve donanıma sahip olduğu ve bu kişiye içerden bilgi sızdırıldığı izlenimi doğduğu, davalı banka görevlileri hakkında takipsizlik karan verildiği davalı noterinde ceza davasından beraat ettiği gözetilerek kusurlarının bulunmadığı belirtilmiş ise de, Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi ile noterin sorumluluğunun objektif sebep sorumluluğu olduğu, davalı bankanın ise bir güven kurumu olması, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle koruma yükümlülüklerinin bulunması, objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi mevduat sahiplerine karşı sorumlu bulunması nedeniyle BK. 94. maddesi gereğince zarardan sorumluluğu bulunduğu, kaldı ki, parayı çeken kişinin davacıya ait bir kısım bilgileri bildiği ve el ve işbirliği halinde hareket ettiği iddiasına ilişkin hiçbir kanıt gösterilmediği, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı M.K. vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davalı noter, davacının hesabından para çekilişinde kullanılan vekaletnameyi tümüyle resmi şekilde düzenlenmiş bulunan ve üzerinde soğuk mühürde olan nüfus cüzdanına ve ibraz edilen imza sirkülerine dayanarak düzenlediğini, bu vekaletnameye dayalı olarak para çekilmesi sonucunda davacının oluşan zararı ile nedensellik bağının nüfus cüzdanının sahte olarak düzenlenmesi nedeniyle kesildiğini, bu durumda Noterlik Kanununun 162. maddesinde öngörülen kusursuz sorumluluğunun ortadan kalktığını savunmuştur.
Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi gereğince davalı noterin kusursuz sorumluluğu söz konusu ise de, kusursuzluğunun ispatı yerine, zarar ile uygun nedensellik bağının kesildiğini kanıtlaması durumunda sorumluluğunun ortadan kalkacağı da açıktır. Kusursuz sorumlulukta nedensellik bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurlu veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir.
O halde mahkemece davalı noterin zarar ile nedensellik bağının kesildiğine ilişkin savunması üzerinde durulmaksızın objektif sebep sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş olması eksik incelemeye dayalı olduğundan kararın bu nedenle davalı M. yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalı banka vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacının banka nezdinde bulunan hesabından usulüne uygun olarak düzenlenmiş vekaletname, nüfus cüzdanı ve davacı şirkete ait imza sirkülerine dayanılarak paranın ödenmesinde davalı bankanın BK'nın 96. maddesinde öngörülen kusursuzluğu kanıtlanmış bulunmasına rağmen, davalı banka hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bu nedenle de davalı banka yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. Numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı M. vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, kararın 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı M. yararına, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle de davalı banka yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500,00'şer YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 21.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy