(6762 S. K. m. 644, 730)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.06.2006 tarih ve 2005/232-2006/252 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ciro yoluyla aldığı çekin karşılıksız çıktığını, çekin keşidecisi Ekon Kondansatör Ltd. Şti. tarafından açılan menfi tespit davasında anılan çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının saptandığını, çekin banka şubesine ulaşmadan yolda kaybolduğunu, bu nedenle davalının çekin kaybolması ve müvekkilinin zarara uğramasından sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin tahsil edemediği çek bedeli olan 7.000.000.000 TL. ile manevi zarar karşılığı 1.000.000.000 TL.'nin davalıdan tahsiline, çek bedeline faiz yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın müvekkiline açılamayacağını, davacının isteminin yasal dayanağının olmadığını, çeklerin kaybolmasından da müvekkili bankanın kusuru bulunmadığını, davacının çeki alırken gerekli özeni göstermediğini, alacağını çeki aldığı cirantadan isteyebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, çekteki keşideci imzasının sahte olmasıyla dalı banka arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankanın kusurlu davranışı nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, eline ciro yolu ile geçen çekin davalı bankanın yetkili birimi tarafından bastırılarak Darıca Şubesi'ne gönderildiği sırada kaybolan çeklerden olduğunu, kaybolan veya çalınan bu çekin keşideci kısmında unvanı yazılı şirkete atfen atılan imzanın şirket yetkilisine ait olmadığının belirlendiğini, bankanın çekleri sıradan bir evrak gibi gerekli önlemleri almadan kargoya vermiş olması nedeniyle taşıma esnasında kaybolduğunu veya çalındığını, bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek, davalı bankanın sorumlu tutulmasını istemiştir. Davacının davaya konu çekin ciro yolu ile hamili bulunmasına göre öncelikle kendinden önceki cirantalara başvuru hakkını kullanarak alacağını elde etmesi ancak tüm hukuki yollara başvurulduğu halde davacının alacağını cirantalardan alamadığı veya almasının mümkün olmadığı anlaşılırsa bu durumda davacının TTK'nun 730/14 maddesindeki atıf nedeniyle aynı Yasa'nın 644. maddesi uyarınca keşideciye sebepsiz iktisaba dayalı olarak başvuru olanağı kalmayacağından davacının yasanın kendisine tanıdığı bu olanağı kullanamaması nedeniyle uğrayacağı zarar ile davalı bankanın eylemi arasında bir illiyet bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Davaya konu çekin kaybedilmesiyle ilgili olarak yapılan kovuşturma sonucu düzenlenen iddianamede sanık olarak davalı bankanın güvenlik görevlisi Muhsin Demir'in gösterildiği, iddianamede olay tarihinde bankada görevli olan sanığın PTT'den çek koçanlarını aldığı ancak bunların bankada kaybolduğu iddiasıyla sanığın hizmet nedeniyle emniyeti süistimal suçundan cezalandırılması istenmiş olup, temyiz aşamasında dahi ceza davasının devam ettiği anlaşılmıştır.
Bu durumda davacının cirantalardan çek bedelini alamadığının belirlenmesi halinde keşideciye başvuruda bulunmasının da somut olayda hukuken mümkün olmaması karşısında davacının bu şekilde gerçekleşen zararı ile davaya konu çekin başkalarının eline geçmesinde taşıttığı aşamadan başlayarak davalının bir kusurunun bulunup bulunmadığı ile çekin davalı bankanın kendi personelinin eylemi sonucunda mı başkasının eline geçtiği hususlarının gerektiğinde açılan ceza davasının sonucu da beklenerek belirlenmesi, çekin kaybolması veya çalınmasında bankaya atfı kabil bir kusurun varlığı halinde davacının zararı ile davalı bankanın kusuru eylemi arasında illiyet bağı bulunduğu kabul edilerek, bu kez davacının uğradığı zarardan davalı bankanın hangi oranda sorumlu tutulabileceği hususlarının bankacılık ve mali konularda uzman bilirkişilerden alınacak rapor ile de değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak verilen kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy