(5411 S. K. Geç. m. 13) (5682 S. K. m. 22)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.07.2006 tarih ve 2006/25 - 2006/315 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.04.2008 gününde davacı avukatı Adnan T. ile davalı avukatı Cenk B. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankaya olan borcu nedeniyle Pasaport Kanunu'nun 22. maddesi ve anayasal seyahat özgürlüğü hakkına aykırı olarak yurt dışına çıkış yasağı konulduğunu ileri sürerek, işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının ortağı ve yönetim kurulu üyesi bulunduğu şirketlerin muhtelif kredi sözleşmelerinden doğan borcun ödenmemesi üzerine 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 13 ncü maddesince verilen yetki uyarınca davacı hakkında yurt dışına çıkış yasağı işlemi uygulanmasının yasal olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Benzer mahiyette başka davalar vesilesiyle bankaca davanın konusunu ortadan kaldıracak nitelikte işlemlere tevessül edildiği bilindiğinden, işlemin yasal dayanağının Anayasa Mahkemesi'nce iptali ve bu kararın yürürlüğü için belirlenen sürenin dolmasından önce davalı banka tarafından somut uyuşmazlık yönünden işlem yapıp yapılmadığının ve bunun sonucunda davanın konusuz kalıp kalmadığının değerlendirilmesini teminen kararın öncelikle hükümden sonra ortaya çıkıp davacıyı doğrudan etkileyebilecek bu yönden bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma kapsam ve içeriğine göre, davacı vekilinin esasa ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu evrede incelenmemesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy