(6762 S. K. m. 405) (2675 S. K. m. 17, 34, 38) (1086 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.05.2006 tarih ve 2006/81-206/235 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.04.2008 gününde davacı avukatı gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinde, temyiz, dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisinde dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden tahsil ettiği parayı geri ödemediğini, bunun üzerine yetkili Münih Yerel Mahkemesinde açılan davada 7677,05 Euro anaparanın 22.01.1998 tarihinden, 1.916.68 Euro yargılama giderinin 12.05.2005 tarihinden itibaren % 5 faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verildiğini, kararın 29.05.2005 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, Alman Münih Eyalet Asliye Mahkemesi tarafından verilen 306960/04 sayılı kararın ve masraf tespitine ilişkin ek kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tenfizi istenilen ilam metninde de anlaşılacağı üzere ilamın konusunun Türk Mahkemeleri'nin münhasır yetkisi dahilinde olan bir konuya malul bulunduğunu, müvekkili şirket merkezinin Yozgat olması nedeniyle kesin yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğunu, yetkisiz mahkemede verilen ilamın kamu düzenine aykırı bulunduğunu, uyuşmazlığın taraflarının Türk vatandaşı olması nedeniyle uyuşmazlığa Türk Hukuku'nun uygulanması gerektiğini, müvekkili şirketin ortağı olan davacının TTK'nın 405. maddesi gereğince müvekkili şirkete verdiğini geri isteme hakkı olmadığını, MÖHUK'un 34 ve devam eden maddelerinde yazılı tenfiz koşulları bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, açılan davanın dayanağının 2675 sayılı MÖHUK'un 17. maddesi gereğince kesin yetkili mahkemenin, Yozgat Mahkemeleri olduğu, ibraz edilen ve tenfizi istenilen karar gıyapta verilmiş olup, davalı tarafa savunma hakkı da verilmediği tenfizi istenilen karar yönünden MÖHUK'un 38. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalı hakkında Alman Mahkemesi'nce verilen kararın tenfizine karar verilmesini istemiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHÜK'nun 34/1. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı Yasa'nın 38. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri'nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın verilmiş ilamların tenfizi mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri'nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler'in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece tenfizi istenen kararın gıyapta verildiği ve savunma imkanının davalıya tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 39 hisse sahibi olup, HUMK'un 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin kesin yetkili olduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen Münih 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25.02.2005 tarihli karar tercümesinde yazılı "dava dilekçesinin ve mahkeme talimatının davalıya tebliğ edildiği mahkeme için gerekli şartları yerine getirmeyen bir avukat ile davaya karşı itirazda bulunulduğuna dair ifadeden, dava dilekçesinin davalı tarafa usulünce tebliğ edildiği ve savunma imkânı tanındığı anlaşılmakta olup, gıyapta verilecek, davalıya savunma imkanı tanınmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığı görülmektedir.
MÖHÜK'un 38. maddesine yazılı şartların mevcudiyeti halinde yetkili asliye hukuk mahkemesi, tenfiz kararı vermek mecburiyetindedir. Tenfiz hakimi yabancı kararın maddi hukuk bakımından doğruluğunu (md.38/e dışında) tetkik edemez. Bu yasak, 38 maddenin (d) bendinde yer alan hüküm istisna edilmek şartıyla, yabancı mahkemenin kendi usul hükümlerini doğru tatbik edip etmediğini tetkik için de geçerlidir. Yabancı mahkeme hükümlerini doğru tatbik edip etmediğini tetkik için de geçerlidir. Yabancı mahkeme hükmünün kamu düzenine aykırı olmaması şartı da, yabancı mahkeme kararının maddi doğruluğunu tetkik için bir sebep teşkil etmez. Burada sadece yabancı hükmün tenfizinin Türk kamu düzenine aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir. (Prof. Dr. Ergin Nomer, Devletler Hususi Hukuku Beya Yayınları 10.Baskı, sayfa 399-400).
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, tenfiz mahkemesinin incelemeleri, tenfizi istenilen karar üzerinden yapılmalıdır. Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka deliller değerlendirilmek suretiyle karar verilemez. Mahkemece, tenfizi istenilen Münih 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25.02.2005 tarihli karar üzerinden inceleme yapılarak, taraflar arasındaki ilişkinin ne şekilde nitelendirildiği, bu nitelendirme karşısında verilen kararın MÖHUK. nun 38. maddesi gereğince tenfize engel bir halin olup olmadığının belirlenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 550 YTL ücreti vekaletin davalıdan alınarak verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın istediği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy