(CMR m. 17) (6762 S. K. m. 1301) (818 S. K. m. 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada A. Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.06.2006 tarih ve 2005/31-2006/276 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı T. İnşaat A.Ş.'ne ait Yatakhane Konteyneri ve WC Konteyneri emtialarının Nakliyat Emtia Taşıma Poliçesi ile sigortaladığını, bu emtiaların davalılarca Ankara'dan Bağdat/Irak'a taşınması sırasında yapılan saldırı sonucunda Yatakhane Konteynerinin yandığını, WC Konteyneri emtiasının ise, meydana gelen kaza sonucunda hasarlandığını, oluşan hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 21.195,00 USD'nin temerrüt faiziyle davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan A. Uluslararası Nakliyat Ltd. Şti ve F. ithalat ihracat Ltd. Şti. vekili, davanın reddini istemiş, diğer davalılar davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Yatakhane Konteyneri emtiasının yakılmasına ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı ve taşıyıcının önlenmesi mümkün olmayan bir nedenle meydana gelen ziya ve hasardan sorumlu tutulamayacağı, WC Konteyneri emtiasının hasarına ilişkin sunulan delillerden bu emtianın araçtan düşmesi sonucunda basit hasar oluştuğu, ancak nasıl bir zararın oluştuğunun ayrıntılı bir biçimde izah edilmediği, davacının hasara ilişkin tazminatın hesaplanmasına esas alınabilecek delil sunmadığı, davacı ile dava dışı sigortalı arasındaki Abonman Sigorta Sözleşmesinin 6/15 nci maddesi uyarınca da, karayolu sevkiyatında harp risklerinin temin edilmeyeceği hükmünün yer aldığı, Irak'ta yaşananların harp olarak nitelendirilmesi gerektiği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Karan, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, CMR Konvansiyonu'na tabi uluslararası taşıma sırasında uğranılan ve nakliye sigortası poliçesi kapsamında karşılanan zararın sigortacı tarafından taşıyıcılardan rücuan tazmini isteğine ilişkindir.
Mahkemece toplam iki adet taşımadan, taşman WC konteynerlerine iliştin istemin bu konteynerlerin trafik kazası sırasında basit hasara uğradığının saptandığı, davacı tarafından zarar miktarının kanıtlanamadığı; taşıma sırasında yakılan yatakhane konteynerleri bakımından ise, Kuzey Irak'ta halen savaş hali bulunduğu ve davacı ile sigortalısı arasındaki sigorta sözleşmesinde ise savaş halinin teminat dışı bırakıldığı konteynerlerin yakıldığına dair herhangi bir delil bulunmadığı ve nihayet CMR 17/1.maddesine göre zararın taşıyıcıların kaçamayacağı veya önlemelerine olanak bulunmayan durum olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle tuvalet konteynerlerine ilişkin istemin, taşıma sırasında konteynerlerin taşıma yapılan araçtan düşerek basit şekilde de olsa tasarlandıkları Irak resmi makamlarının düzenledikleri tutanak ve belgelerden anlaşıldığından bu hasar için ödeme yapan davacı sigorta şirketinin tazminat hesaplanmasına yönelik belge ibraz etmediği gerekçesiyle reddi yerinde değildir. İç karışıklık içinde olan yabancı bir ülkede meydana gelen kaza sonucu araçtan düşerek hasarlandığı belge ve tutanaklarla saptanan konteynerlerdeki zararın bu konteynerlerin özellikleri göz önüne alınarak böyle bir düşme sonucu uğrayabileceği zararın ne olacağı, bu konuda uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması, bu yöntemle zararın saptanamayacağı anlaşılırsa BK. 42.madde gözetilerek adalete uygun bir tazminat tutarına hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Yakılarak zarara uğratıldığı iddia edilen yatakhane konteynerleri bakımından ise, yukarda açıklandığı gibi, kararda yer alan yakılma olayı ile ilgili hiçbir belge ibraz edilmediği gerekçesi, dava ve cevap dilekçeleri gözetildiğinde davanın tarafları arasında yakılma olgusu bakımından bir uyuşmazlık bulunmaması nedeniyle yerinde değildir. Diğer karar gerekçesi olarak belirtilen Kuzey Irak'taki durumun harp olarak nitelenmesi ve bu nedenle poliçede teminat dışı hal olarak gösterilmesi nedeniyle davacının, TTK. 1301. maddesine göre davalılara rücu edemeyeceği, hususu ise uluslararası hukuki düzenlemeler bakımından Kuzey Irak'taki durumun savaş olarak nitelenmesi mümkün olmadığı gibi, bir an için savaş hali kabul edilse bile, davacı sigorta şirketi sigortalısına ödeme yaptıktan sonra düzenlenen ibraname ile sigortalıdan tüm alacak ve dava haklarını temlik almakla TTK. 1301.maddesine göre rücu hakkı kabul edilmese bile temlik alan sıfatıyla taşıyıcı davalılara rücu hakkı bulunduğundan, bu konudaki değerlendirme ve gerekçe de yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, davacı sigorta şirketi dava dilekçesine yatakhane konteynerlerinin taşıyan araçlarla birlikte Irak sınırlan içinde yandığını, davalı şirket vekilleri ise yatakhane konteynerlerinin Musul-Bağdat arasındaki taşımanın güvenlik nedeniyle Irak menşeli ve plakalı araçlara yüklendiğini ve Beyji-Bağdat arasında aracın saldırıya uğraması sırasında araçla birlikte yandığını belirtmişlerdir. Davada uygulanması gereken CMR 17/2.maddesine göre, taşıyıcı kayıp, hasar ve gecikmenin kaçınmayacağı durumlardan ve önleyemeyeceği sonuçlardan kaynaklandığını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Taşıyıcının basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken özeni göstermesi gerekir. Bazı tehlikelerin sıkça baş gösterdiği ülkelerde taşıyıcılar bu tehlikelerle ilgili kesin önlemler almalıdır. Somut olayda ise olayın meydana geliş biçimi ve yukarıda belirtildiği gibi iç karışıklıklar içinde bulunma, saldırı ve yakma olaylarının sıkça görüldüğü Irak'ta taşıma sırasında davalıların basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken özenle davranıp davranmadığı konusunda tarafların açıklama ve delilleri sorularak, varsa bu deliller toplanıp sonucuna göre bir karar vermek gerekirken bu konuda olayın tarafların iddiaları doğrultusunda cereyan etmiş olması ihtimaline dayalı başkaca açıklama içermeyen bilirkişi raporu benimsenerek, yazılı gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmemiş ve davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy