(6762 S. K. m. 309) (1086 S. K. m. 438)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.05.2004 tarih ve 1999/711 - 2004/732 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.07.2008 gününde davacılar avukatı ile davalılar B. A.T, N. G. avukatı M. Ö. gelip, diğer davalı H. N.oğlu Tur.Tic. A.Ş. avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin paydaşı oldukları davalı şirkete ait inşaat halindeki otelin gerçek değerinin çok altında bir fiyat ile muvazaalı olarak davalı B.'ye satıldığını, satıştaki gerçek amacın müvekkillerinin paylarının karşılığının yok edilmesine yönelik olduğunu, satışa izin veren genel kurul kararının iptali için açılmış bir başka davanın halen derdest bulunduğunu ileri sürerek, asıl davada davalı B.'ye yapılan satışın iptali ile müvekkillerine rüçhan hakkı kapsamında satınalma hakkı tanınmasına, aksi takdirde taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden hissenin değerinin ticari faizi ile birlikte tahsiline, birleşen davasında ise şirketin diğer ortakları ve şirket adına vekaleten hareket eden davalı N.'in birlikte hareket ederek şirketi ve müvekkillerini zarara soktuklarını ileri sürerek, taşınmazın gerçek satış değerinin saptanarak belirlenecek değerden davacıların hisselerini isabet eden tutarın faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı B., A. ve N. vekili, davayı şirketin açması gerektiğini, ortakların satışın iptali davası açma haklarının bulunmadığını, pay sahiplerinin şirket taşınmasının satışında rüçhan haklarını kullanmalarına olanak veren bir düzenleme bulunmadığını, satışın muvazaalı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı B. hakkındaki davadan feragat edildiği, davalı şirket temsilcileri ile davalı B. arasında imzalanan harici protokol ile dava konusu taşınmazın satış bedelinin 1.200.000 DM olduğunun belirtilmesine rağmen resmi senetle 42.000.000.000.-TL olarak gösterildiği, alınan bilirkişi raporunda ise 950.000.000.000.-TL olarak belirlendiği, davalı şirketçe Alanya Asliye 1.Hukuk Mahkemesinin 2003/12 Esas sayılı dosyasında tapu iptali ve tescil davası açıldığı ve sonucunun beklenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, davacısının farklı olması nedeniyle bekletici mesele yapılmasına gerek görülmediği, satışın bedelde muvazaa içermesine rağmen
Satışı yapan yönetim kurulunun genel kurulca ibra edildiği, şirket tarafından açılmış olan tapu iptali-tescil davasının sonucun taraflar arasındaki ihtilafı da çözeceği, bu nedenle eldeki birleştirilmiş davaların hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle, her iki davanın da reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirket ortağı olan davacıların ortaklık sıfatına dayalı olarak, şirkete ait taşınmazın usulsüz işlemlerle satışı nedeniyle zarara uğradıkları iddiasına dayalı satış sözleşmesini iptali ile paya bağlı onalım hakkı tanınması ya da belirlenecek gerçek satış değerinden davacıların paylarına isabet eden tutarın tahsili istemine ilişkindir. Zararın bedelde muvazaadan kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Birleşen davada ise şirketin yöneticileri hakkında TTK.nun 309 ncu maddesinde öngörülen sorumluluğa dayanılmıştır.
TTK.nun 309 ncu maddesine göre dolaylı zarara ilişkin olarak şirket ortaklarının dava hakları bulunmasına rağmen, tazminatın şirkete verilmesi istenmemiş olmakla eldeki davayı TTK.nun 309 ncu maddesine uygun bir dava olarak değerlendirmek mümkün değildir.
Muvazaaya dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunulmamış, sadece sözleşmenin iptali ile satışa konu taşınmaz üzerinden onalım hakkı tanınması istenmiştir. Şirket ortağının, şirket mallarının satışında onalım hakkı bulunduğuna ilişkin olarak gerek anasözleşmede, gerekse TTK'da bir düzenleme bulunmamaktadır. Bedelde muvazaa iddiası salt resmi senette belirtilen değere göre belirlenecek bir olgu değildir. Tapuda belirtilen değere rağmen satış sözleşmesinin miktarının belirlenebildiği durumlarda tapuda gösterilen değerden hareketle muvazaanın varlığı sonucuna ulaşılamaz. Dosyaya sunulu protokolde gerçek satış bedeli ve ödeme planı gösterilmiş olmakla muvazaa iddiası da dinlenebilir nitelikte değildir.
O halde davanın bu gerekçelerle reddi gerekir iken yazılı gerekçeyle reddedilmiş olması doğru değil ise de, HUMK. nun 438/son maddesi gereğince sonucu itibariyle doğru kararın yukarıdaki değişik gerekçeyle onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın değişik gerekçe ile ONANMASINA, takdir olunan 550,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan B. A.T., N. G.'e verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03.90 YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy