(6762 S. K. m. 58) (556 S. KHK. m. 61, 62, 64, 66)
Dava: Davacı vekili, davalının müvekkili adına tescilli SEIKO markasını taşıyan taklit saatleri ithal ettiğini, gümrük memurlarınca yapılan kontrollerde taklit ürünlerin ithal işlemlerinin durdurulduğunu, davalının eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, tecavüzün men’ine, taklit ürünlerin imhasına ve şimdilik 500 YTL maddi ve 1.000 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, gönderici firma tarafından sehven müvekkilinin sipariş vermediği ürünlerin gönderildiğini, bu nedenle müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından ithal edilen ürünlerin davacının SEIKO markalı ürünlerin taklidi olduğu, 556 sayılı KHK’nın 61 inci maddesine göre markanın taklit edildiğini bilen veya bilmesi gerekenlerin ticari amaçla ürünleri bulundurmasının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, ancak ürünlerin piyasaya sunulmadan gümrükte yakalandığı, bu nedenle davacının maddi ve manevi zararının olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı tarafından davacının marka hakkına yapılan tecavüzün men’ine, ürünlerin imhasına, tazminat taleplerinin reddi ile, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının markaya tecavüz nedeniyle maddi zararlarının oluştuğunu ispat edememesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, markaya tecavüz iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı tarafından ithal edilen taklit markalı ürünlere gümrükte el konulup, hakkında açılan markaya tecavüzün tesbiti, men’i ve taklit ürünlerin imhası davası davalı aleyhine karara bağlanmıştır. Davacı taraf bu davada maddi ve manevi tazminat da talep etmiş olup, Markalar Hakkındaki 556 sayılı KHK.nin 62/b, 64 ve 66 ncı maddeleri ile TTK.nun 58/d ve e maddesi uyarınca marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi, bu eylemden dolayı uğradığı maddi ve manevi zararının tazminini isteyebilir.
Somut olayda, mahkemece, gümrükte elkonulan taklit markalı ürünlerin piyasaya sürülmeden imha edildiği, bu nedenle davacıların maddi ve manevi zararlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, gümrükte el konulup piyasaya sürülmeden imha edilen taklit markalı ürünler nedeniyle dahi, davacı markasına tecavüz oluştuğu kabul edilmekte olup, davacı yönünden manevi zarar oluşmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, davacıya ait markanın ticari iş hacmi, itibarı, değeri, hangi tarihten beri tescilli olduğu, tarafların ticari ve ekonomik durumları, eylemin işleniş şekliyle somut olayın tüm koşulları dikkate alınarak, yapılacak bir değerlendirme sonucu, davacının manevi huzurunu sağlamaya yönelik, amacına uygun bir manevi tazminat miktarına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)