(6102 S. K. m. 1295) (4721 S. K. m. 2)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.10.2006 tarih ve 2006/97-2006/587 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.05.2008 gününde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Ü. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olup, 04.12.2005 günü meydana gelen hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 25.800 YTL.nın 07.12.2005 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu olay tarihi olan 04.12.2005 tarihi itibariyle ilk primin ödenmemesi nedeniyle TTK.nun 1295.maddesi uyarınca müvekkili şirketin sigorta sözleşmesinden doğan sorumluluğu başlamadığını, ilk primin 07.12.2005 tarihinde ödendiğini, buna göre müvekkilinin sorumluluğunun 07.12.2005 tarihinde başladığını, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, bu nedenle faiz istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında hasar miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın hasarın teminat kapsamında olup olmadığı noktasında olduğu, dava konusu poliçenin, yenilenen bir sigorta poliçesi olup, prim ödeme konusunun 8 taksitte olacağı ve davacıya ait kredi kartından ödeneceğinin taraflarca kararlaştırıldığı, poliçeyi davacıya teslim eden, kredi kartı ile ödemeyi kabul eden, gecikmeli de olsa primi ve peşinatı tahsil eden, aracı anlaşmalı servise yönlendirip 7 gün süre ile ayrıca emrine oto kiralayan davalının artık primi geç tahsil ettiğinden bahisle tazminatı ödemeden kaçınmasının M.K.nun 2.maddesindeki iyiniyet kurallarına ve TTK. nun ilgili hükümlerine mübayenet teşkil edeceği gerekçesiyle, 25.800 YTL.nin 20.05.2005 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, kasko sigorta poliçesiyle sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin sigortacıdan tazmini istemine ilişkindir. Kara
Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.3.1.maddesine göre sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Dairemiz’in emsal kararlarına göre, ekspertiz tarafından gerçek zararın tespitinden sonra davalı sigorta şirketinin sigorta teminatını ödeme yükümlülüğünün doğduğunun kabulü ile ekspertiz raporunun düzenlenme tarihinden itibaren davacı yararına temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir. Davaya konu riziko 04.12.2005 tarihinde meydana gelmiş olup, X. Sigorta Ekspertiz Ltd Şti tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda, “RAPOR/KAYIT TARİHİ” bölümünde “20.01.2006/05.12.2005” tarihleri yazılmış olup, mahkemece bu tarihlerden hangisinin rapor tarihi olduğunun tartışmaya meydan vermeyecek şekilde tespiti ile belirlenecek bu tarihten itibaren davacı yararına temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, bu konuda bir araştırma yapılmadan rapor tarihi olarak 05.12.2005 tarihinin esas alınması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden ücreti vekalet takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2008 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, kasko sigortasından kaynaklanmakta olup, taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere davacı tarafın limitinin yetersiz olması sebebiyle rizikonun gerçekleşmesinden önce prim ilk taksidi tahsil edilememiştir. Dairemizin emsal nitelikteki 16.02.1996 gün, E. 1996/622, K.1996/1091 sayılı kararında da belirtildiği üzere (Bkz. Türk Ticaret Kanunu ve İlgili Mevzuat, 7.Baskı, S. 901) emredici nitelikte bulunan TTK:nun 1295 nci maddesinin yeni metninde önceki metnin aksine (aksine mukavele bulunması hali) ibareleri yer almamıştır. Bu itibarla sigortacının sorumluluğu primin tamamının ya da taksitle ödeme kararlaştırılmış ise ilk taksidin ödenmesi ile başlayacak olup, hükmün emredici mahiyette bulunması sebebiyle de bu hususun aksine mukavele yapılamaz. Bu itibarla rizikonun prim ilk taksidinin ödenmesinden önce gerçekleşmesi sebebiyle sigortacının sorumluluğu başlamadığı gibi, kısmi hasar halinde aksine mukavele bulunmadığı taktirde sigorta akdinin sona ermesi soz konusu olmayıp, kalan menfaat için akit devam ettiğinden rizikodan sonra prim tahsil edilmiş olması da MK.nun 2.maddesine aykırı bir davranış olarakta yorumlanamaz. Açıklanan tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluk kararına karşıyım. 27.05.2008 (¤¤)