(6762 S. K. m. 521) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.03.2005 tarih ve 2004/983-2005/79 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalıların daha önce paydaşı oldukları Karıncalar Uluslararası Taşımacılık A.Ş., Karıncalar Organizasyon Müşavirlik A.Ş., Karıncalar Sigortacılık Ltd.Şti.de ortak iken 25.12.1997 tarihinde taraflar arasında imzalanan protokol uyarınca müvekkillerinin adı geçen şirketlerdeki tüm paylarını davalı Hüseyin Göçer veya onun göstereceği üçüncü kişilere devretmeyi kararlaştırdıklarını, protokolün 12 nci maddesi uyarınca devre konu olan şirketlerin karıncalar ibaresini 01.07.1999 tarihine kadar ticaret unvanlarında kullanabilecekleri, bundan sonra ticaret unvanından çıkartılacağının ve taraflardan hiç birinin kullanmayacağı gibi birinin usul ve füruğunun kullanması halinde dahi 600.000 DM cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, protokolün devre ilişkin tüm hükümlerinin taraflarca ifa edildiğini fakat davalıların karıncalar ibaresini kullanmaya devam ettiklerini cezai şartın koşullarının gerçekleşmesi nedeniyle davalılar hakkında icra takibine giriştiklerini davalıların itirazı ile takibin durduğunu, davalı Hüseyin Göçer unvanı değiştirdiğini beyan etmiş ise de, protokolde belirtilen tarihten sonra ve unvandaki sadece lar ekinin değiştirilerek karınca olarak değiştirilmesinin hakkın kötüye kullanımı olduğunu, diğer davalıların protokolde imzaları olmadığı şeklindeki savunmanın ifa gerçekleştikten sonra savunulamayacağını ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Kiraz ve Niyazi Göçer, protokolde imzaları bulunmadığını, sözleşmenin sadece Hüseyin Göçer'le davacılar arasında imzalanması nedeniyle kendilerini bağlamadığını, üstelik unvanda gerekli değişikliğin yapıldığını savunarak, davanın reddi ile %40 kötüniyet tazminatının davacılardan tahsilini istemişlerdir.
Davalı Hüseyin Göçer, diğer davalıların devre konu şirketlerin tümünde pay sahibi bulunmadığını, kendisine temsil yetkisi verilmediğini, davacılardan satın aldığı payların bir kısmını daha sonra diğer davalılara devrettiğini, protokolün 12 nci maddesinin ikinci kısmında belirlendiği gibi karıncalar unvanını kullanan yeni bir şirket kurulmadığını, davacıların da, payları belirtilen sürede devretmediklerini, 01.07.1999 tarihinde unvanda değişiklik yaptıklarını, kaldı ki, karıncalar ibaresini kendi adlarına marka olarak tescil ettirmelerine davacıların karşı çıkmadığını, cezai şartın koşullarının gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddi ile %40 kötüniyet tazminatının davacılardan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, taraflar arasındaki protokolün davalılardan sadece Hüseyin Göçer tarafından imzalandığı ve diğerlerini temsil ettiğinin anlaşılmadığı, davalı Hüseyin Göçer'in yaptığı işlemin BK.nun 110 uncu maddesi uyarınca başkasının fiilini taahhüt olduğu ve başkasının fiilini taahhüt eden kimsenin bu kimse taahhüdünü yerine getirmediği takdirde bundan doğan zararı ifa zorunluluğu bulunduğu, davalı Hüseyin'in bu taahhüdü yerine getirebilmesi için fiilen ve hukuken anılan şirketlerde unvanı değiştirebilecek oy çoğunluğuna sahip olması gerektiği, protokole göre davalının oy çoğunluğuna 31.12.1997 tarihinde sahip olabilecekken davacıların taahhütlerini 18.09.1998 tarihinde yerine getirdikleri bu durumda ifa koşullarında değişiklik olduğu ve davalının daha önce temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanmadığı, bu arada karıncalar ve karınca ibarelerinin Karıncalar Uluslararası Taşımacılık A.Ş. tarafından 1998 tarihinde marka olarak tescillerine davacıların bir itirazı bulunmadığı, ticaret unvanlarının tüzel kişilere ait olup, bunlarda değişiklik yapılması taahhüdünün ancak bunları temsil eden kişiler tarafından yapılması halinde bağlayıcılık kazanacağı, davalı Hüseyin Göçer'in protokolü bir paydaş sıfatıyla imzalaması nedeniyle tüzel kişileri bağlamayacağı, davalı Hüseyin Göçer'in paylar kendisine devredildikten yaklaşık dokuz ay sonra ticaret unvanını karınca olarak değiştirdiği ve karıncalar ibaresini kullanmadığı belirlendiğinden davacıların davalıdan herhangi bir cezai şart isteyemeyeceği, ancak davacı tarafın icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce, karar davacılar yararına bozulmuş, hisse devir sözleşmesinin şekil şartlarına uygun olmaması (TTK. 521) nedeni ile geçerli olmadığı, buna bağlı olarak cezai şartın da geçerli bulunmadığı, bu arada davacının da sözleşme şartlarını fiilen yerine getirmediği, ticaret unvanın da payların devrinde hissenin içerisinde değerlendirildiği, hisse satışı ile ticari unvanında payla birlikte alıcıya geçtiği, MK.2. maddesine göre yapılan sözleşme ile cezai şartın konmasının iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı, unvanın 27 gün fazla kullanıldığından bahisle cezai şart isteminde bulunulmasının BK.nun 19. ve 20. maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ile eski kararda direnilmiş, direnme kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş, HGK.ca, yerel mahkemenin bozmadan sonra gerekçesini değiştirip farklı bir gerekçe ile red kararı verdiği, ortada incelenecek bir direnme kararının bulunmadığından, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında imzalanan anonim ortaklık ve limited ortaklık pay devir protokolündeki taahhütlerin yerine getirilmemesine dayalı cezai şartın tahsili istemine yönelik takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 25.12.1997 tarihinde imzalanan protokolün 12 nci maddesinde Hüseyin Göçer devir aldığı ve sermayesinin tamamına sahip bulunacağı şirketlerdeki KARINCALAR ismini 01.07.1999 tarihine kadar kullanabilecektir. Taraflarca mevcut şirket unvanları başka şirketlerce kullanılmayacaktır. Ancak mevcut şirket unvanlarının taraflardan birisinin ortak olacağı şirketlerde ve tarafların usul ve füruğlarında kullanılması halinde 600.000-DM cezai şartı kullanan ödeyecektir hükmü öngörülmüş olup, anılan hükümde belirtilen miktarın bir cezai şart olduğu belirtilmiş ise de, aslında burada belirtilen miktar ticaret unvanının bedeli olduğu ve bu unvanı kullananın belirtilen bedeli ödeyeceği şeklinde anlaşılması gerektiği açıktır. Davalı Hüseyin Göçer'in bu taahhüdü imzaladığı, sözleşmenin diğer tüm hükümlerinin karşılıklı olarak yerine getirildiği ve davalı Hüseyin Göçer'in kendisine tanınan kullanma süresinden (01.07.1999) çok önce anılan unvanları değiştirme yetkisine sahip olduğu da, dosya kapsamı ile sabittir. Davalının söz konusu unvanları belirtilen süreden sonra değiştirdiği anlaşılmış ise de, unvandaki sadece LAR ekinin çıkartılması ve KARINCA ibaresinin unvan olarak kullanılması Protokolün 12 nci maddesindeki taahhüdün yerine getirildiği anlamına gelmeyeceği gibi, MK.nun 2 nci maddesi hükmünde öngörülen iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığından davanın davalılardan Hüseyin Göçer yönünden kabulü gerekirken, bu davalı yönünden yerinde bulunmayan yazılı gerekçelerle reddi doğru görülmemiştir.
2- Öte yandan, davacılar vekilleri, diğer davalıların da, davaya dayanak yapılan protokolde imzaları olduğunu iddia etmiş, davalılar ise söz konusu protokoldeki imzaları inkar etmişlerdir. Protokolde belirtilen şirket pay devirlerinin davalı Hüseyin Göçer'e yapıldığı ve tüm pay bedellerinin bu davalı tarafından ödendiği anlaşılmıştır. Bu durumda, diğer davalıların sorumlu olabilmesi için protokoldeki imzanın kendilerine ait olması gerekir. Şu halde mahkemece, bu davalılar yönünden imza incelemesi yaptırılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, imza incelemesi yaptırılmadan sadece, bu konuda uzmanlığı olmayan bilirkişilerin protokoldeki imzanın davalıların imzasına benzemediği yönündeki beyanının yeterli görülmesi de doğru bulunmamıştır.
3- Bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 20.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy