(4721 S. K. m. 705)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 6.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.06.2003 tarih ve 1998/579-2003/601 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkilleri murisine sağlığında çekilen kur'a sonucunda tahsis edilen dairenin tapusunun davalılardan Belediye'nin, diğer davalılardan kooperatife karşı açtığı dava sonunda ilam ile iptaline karar verildiğini ileri sürerek tapunun iptalini, müvekkilleri adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada, davacı Belediye vekili, murisin mirasçılarına karşı müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, asıl davada davacıların, davalılardan Belediye adına tapulu olan yerin iptali isteminin hukuki dayanağının bulunmadığı, davacılar murisinin de üye olması ve daire kalmaması karşısında, davacıların kooperatife karşı tazminat davası açma haklarının bulunduğu, birleşen davaya konu istemde davacı Belediye'nin haklı olduğu, davadan önceki dönem için ecrimisil istenmediği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, kooperatife karşı tazminat davası açmakta davacıların muhtariyetine, birleşen davanın müdahalenin önlenmesi istemi bakımından kabulüne, ecrimisil istemi yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl dava, tapu kaydının iptali ile, davacılar adına tescili istemine ilişkindir.
Davacılar murisine, sağlığında 04.08.1991 tarihinde çekilen kur'ada tahsis edilen dairenin tapusunu, davalılardan Belediye'nin diğer davalı kooperatife karşı açtığı dava sonunda verilen ve 28.04.1997 tarihinde kesinleşen ilam ile iptal ettirdiği, Belediye'nin ucuz konut alanlarını kooperatife tahsis ederken yapılan protokol gereğince kooperatifin Belediye'ye bir konut ve üyelik sözü verdiği, 22.06.1987 günlü yönetim kurulu kararı ile Belediye'nin üye yapıldığı, ancak kur'aya sokulmadığı, bunun üzerine Belediye'nin kur'a çekimini 08.03.1994 tarihinde kesinleşen ilam ile iptal ettirdiği dosya kapsamı ile sabittir.
Mahkemece, kur'anın iptaline ve tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkin ilamların varlığı nedeniyle davacıların, davalılardan Belediye adına tescil edilen daire tapusunun iptali isteminin hukuki dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Oysa, tapu iptal davasının tarafları Belediye ve kooperatif olup, bu ilamın davacıları bağlamayacağı ve davacılar aleyhine kesin hüküm oluşturmayacağı kuşkusuzdur. Dairemizin 28.10.2004 tarih ve 2740/10460 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, tek başına tapuya tescil olgusu, kooperatif hukukuna dayalı hak, iddia ve istemleri geçersiz kılmaz. Tescilin haklı ve geçerli hukuki nedenlere dayalı olması gerekir. Dairemizin 08.05.2005 tarih ve 4030/6271 ilamında belirtildiği üzere, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nda, kooperatif üyelerine mülkiyetin, kur'a çekimi ile geçeceğine ilişkin bir düzenleme olmadığı gibi, TMK. nun 705. maddesinde öngörülen diğer istisnai haller (tescilsiz iktisap halleri) de bulunmaması halinde, konut yapı kooperatiflerinde kur'a çekimi ile mülkiyetin kooperatif üyesine tescilsiz geçeceğinin kabulü de mümkün değildir.
Somut olayda, davacılar murisine kur'ada dava konusu taşınmaz isabet etmiş ise de, tescil işlemi yapılmadığından ve kur'a dahi sonradan esasen iptal edildiğinden, muris, mülkiyet hakkını kazanmamış ise de, murisin üyeliği ile Belediye'nin üyeliğinin hangisinin önce oluştuğu üzerinde durulması, önceliğe dayalı üstün hak sahibinin hangisi olduğunun tespiti uyuşmazlığın özünü oluşturmaktadır. Kur'a iptal edildiğine göre, önceliğin kur'aya (tahsise) göre değil, üyeliğin tesisindeki önceliğe göre belirlenmesi gerekecektir.
Dairemizin 23.02.2004 tarih ve 2003/6996 esas ve 2004/1649 karar sayılı ilamı ile 16.01.2006 tarih ve 2005/106 esas 2006/102 karar sayılı ilamı bu yöndedir.
Bu durumda mahkemece, davalılardan Belediye'nin üyeliğinin önce olup olmadığı ortaya konmadan, salt kur'a çekimin iptaline ve tapu tesciline ilişkin ilamların varlığı gözetilerek, bir anlamda kesin hüküm olgusundan yola çıkılarak oluşturulan yazılı gerekçelere dayalı olarak varılan sonuç, eksik incelemeye ve yanlış nitelemeye bağlı olup, asıl davada verilen hükmün davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davada davalılardan Belediye bakımından verilen kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy