(6762 S. K. m. 2, 3, 57)
Dava: Davacı vekili, müvekkilinin, dava dışı Tekel Genel Müdürlüğü'nün M. Merkez ilçesi dahilinde tekel ürünlerinin dağıtımına ilişkin ihaleyi kazandığını, daha sonra sözleşmenin 2 yıl uzatıldığını, davalılardan odanın diğer davalı M. A.Ş.'nin hissedarlarından olduğunu, davalılardan A.Ş.'nin, ihalenin davacıya usulsüz verildiğinden bahisle karalama kampanyası başlattığını, TEKEL'e ihbarname göndererek davacı şirket aleyhine yersiz isnatlarda bulunarak ihalenin feshini istediğini, diğer davalının da aynı mahiyette şikayet dilekçelerini TEKEL'e gönderdiğini, yapılan soruşturma sonunda taleplerin reddedildiğini, bunun üzerine davalıların 46 bayiden şikayet dilekçesini gerek sahte imzalar ile gerekse zorla aldıklarını, davacının itibar kaybettiğini, TTK'nun 57/1, 2, 3. maddeleri kapsamında davacı şirketin ve sunduğu hizmetin yanlış yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlar ile kötülendiğini, ihalenin feshedileceği söylentisi nedeniyle kredi olanaklarının yitirilmesi noktasına gelindiğini ileri sürerek, davalıların eylemlerinin haksız fiil olduğunun tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, hükmün ilanını 10.000.000.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, odanın yasal görevini yaptığını, şikayetlerin asılsız olmadığını, davacı hakkında işlem yapılmasının bunu gösterdiğini, savunarak davanın reddini istemiş; karşı davasında; dava dilekçesindeki iddiaların haksız ve asılsız olduğunu, ağır tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, 10.000.000.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davalıların yaptığı şikayetlerin, ihalenin feshine neden olmadığı, bazı aksaklıklar için davacıya ihtar çekilmesine neden olduğu, şikayetlerinin asıl amacının ihalenin feshine neden olmak iken, bunun sağlanamadığı, şikayetlerin sadece şikayet amacı taşımadığı, davacıyı ticaret yapmasından men ettirmek olduğu, dolayısıyla eylemlerin haksız rekabet oluşturduğu, 3 milyar TL manevi tazminat takdirinin uygun olacağı, karşı davanın ise kanıtlanamadığı, asıl davacının, kişilik haklarına saldırmadığı, eyleminin kendi firmasını korumak amaçlı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar-karşı davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, karşı davacılar vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl davada davalılar vekilinin temyizine gelince;
Asıl dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, hükmün ilamı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dava dilekçesinde, davalılardan odanın, diğer davalı M. Gıda A.Ş.'nin hissedarlarından olduğu iddia edilmiş olup, davalılar vekili, anonim şirketin 3 yıldan beri ticari faaliyetinin bulunmadığını, haksız rekabete ilişkin bir eylemin olmadığım, bu şirketin oda mensuplarından oluştuğunu, bu şirketin ortaklarından olan davalılardan odanın 507 sayılı kanun ile kurulu olduğunu, oda mensubu esnaf ve sanat mensuplarının hakkını ve hukukunu korumakla yükümlü olduğunu, bu mensupların davacı hakkındaki şikayet dilekçelerini TEKEL'e ilettiklerini, bunun görev sınırlan içerisinde kalan bir eylem olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, bu savunma üzerinde yeterince durulması, her iki davalının hukuki konumunun farklı olduğunun gözetilmesi, iddia edilen eylemleri davalılardan şirketin işleyip işlemediği, işlemiş ise bunun somut kanıtlarının gösterilmesi gerekirken, hüküm bu hususlar yönünden eksik incelemeye dayalıdır. Dairemiz' in 16.05.2005 tarih ve 2004/8690 - 2005/5073 sayılı ilamında da açıklandığı üzere, davacının eylemleri gerçek ve kanıtlanmış bile olsa, ispata muhtaç, itham ve isnatlar içeren ifadeleri taşıyan şikayet dilekçelerini davalılardan odanın, TEKEL'e intikal ettirmemesi, görev sınırlarını aşmaması gerekir. Görevin, meşru vasıta ve yollar kullanılmak suretiyle yerine getirilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Somut olay, bu yönden de ele alınıp, tartışılmalıdır. Mahkemece, davalıların TEKEL'e şikayette bulundukları kabul edilmiş ve şikayetlerin şikayet amacı taşımadığı, davacının aldığı ihalenin feshine neden olmanın amaçlandığı, davacıyı ticaret yapmasından men ettirmenin hedeflendiği sonucuna varılmış olup, bunun somut kanıtları ve gerekçeleri ortaya konmamıştır. Nitekim, şikayetlerin asılsız ve gerçek dışı TEKEL'in yaptığı soruşturmada ortaya çıkmıştır. Şikayetlerin salt, ihalenin feshine neden olmamış olmasının, varılan sonucuna gerekçe yapılması doğru ve yeterli değildir. Davalılardan M. A.Ş.'nin, bir tüketici olarak şikayet hakkını kullanmış ise, yerinde kullanıp kullanmadığı, isnat itham içeren dilekçeler oluşmasında rol alıp almadığı, davalıların karalama kampanyası yürütüp yürütmediği, davalı odanın görev sınırlarını aşıp aşmadığı üzerinde durulmalıdır. Davalılar vekilinin sonuca itirazı mahkemece yetirince değerlendirilmemiştir. Bilirkişi raporunda, davalılardan odanın diğer davalının % 20 hissesine sahip iken, %51 oranında bakkal ve bayi hissesi bulunduğu şeklindeki iddia ile TEKEL'e yaptığı başvurunun ve bu şekilde basına demeç vermesinin gerçeği yansıtmadığından bahisle haksız rekabet eyleminin işlendiği sonucuna varılmış olup, mahkemenin de bu gerekçeyi benimsediği anlaşılmaktadır. Oysa, salt bu gerekçenin, haksız rekabetin varlığına dayanak yapılması doğru olmamıştır. Bu çerçevede kalan bir iddia ve demecin, TTK. nun 57 nci maddesi hükmü kapsamında davacının hizmetini yanlış ve yanıltıcı, lüzumsuz yere incitici beyan ile kötüleme sayılması mümkün değildir. Davacının, davalılara ihalenin feshedileceği söylentisini çıkardıkları iddiası üzerinde de mahkemece durulmamıştır.
Bu itibarla, açıklanan tüm bu yönlere ilişkin eksik incelemeye dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, karşı davacılar vekilinin karşı davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davada verilen hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 09.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy