(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 1292, 1293) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.12.2005 tarih ve 2004/373-2005/388 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin ihale ile yapımını üstlendiği inşaatı davalıya All Risk sigorta poliçesi ile sigortalattığını, inşaat malzemelerinin bulunduğu depoda çıkan yangın sonucu oluşan hasar bedelinin ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek 10.000.000.000 TL'si asıl alacak ve 2.100.000.000 TL'si işlemiş faiz yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, %40 haksız itiraz nedeniyle tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiş, ıslah ile talebini 13.940.00 YTL asıl, 2.100.00 YTL işlemiş faiz olarak arttırmıştır.
Davalı vekili, davacının sigorta ettiren olup, sigorta tazminatını talep etmeye hakkı bulunmadığını, yangın çıkmaması için gerekli önlemlerin alınmadığını, istenen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre sigorta sözleşmesi davacı tarafından dava dışı şirket nam ve hesabına yapılmış ise de sigortalı tarafında hasar bedelinin davacı şirkete ödemesinin talep edildiği, mahkemeye yazılan yazı ile de aynı iradenin açıklandığı bu nedenle davacı şirketin aktif dava husumetine ehil olduğu, sigortalının gerekli güvenlik önlemlerini almadığı anlaşıldığından TTK 1293/son yollamasıyla TTK'nın 1292/son maddesi gereğince sigorta ettirenin kusuru halinde kusurun ağırlığına göre sigorta bedelinin indirilebileceği, bu indirimin %10 oranında yapılması gerektiği, ıslah dilekçesi bir yıllık dava açma süresinden sonra verildiğinden ıslah ile artırılan kısım yönünden alacak davacısı olarak hüküm kurulması gerektiği zararın sigorta teminatı kapsamında olup olmadığının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle inkar tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle 10.000.00 YTL asıl alacak 1.407,12 YTL işlemiş faiz olmak üzere 11.407,12 YTL üzerinden itirazın iptaline takibin devamına asıl alacağa avans faizi yürütülmesine, ıslah edilen miktar göz önüne alınarak 3.940,00 YTL'nin avans faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, inşaat alili risks sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, işyerinde meydana gelen yangında sigortalının gerekli güvenlik önlemlerini almadığı bu nedenle TTK'nın 1293 son yollamasıyla TTK'nın 1292/ son maddesi gereğince sigorta ettirenin kusuru halinde kusurun ağırlığına göre sigorta bedelinin indirilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesinin 112 Yangına Karşı Güvenlik Önlemleri Klozu gereğince teminat dahilinde olacağı kararlaştırılmış olup, anılan kloz gereğince sigortalı her zaman yeterli sayı ve nitelikte yangınla mücadele ekipmanı ve yangın söndürme ünitesini gerekli yerlerde çalışır ve hazır halde bulunduracaktır. İnşaat montaj malzemelerinin depolanması halinde gerekli önlemler de ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Anılan kloza aykırı davranılması halinde hasar teminat dışı kalacaktır.
O halde mahkemece, bilirkişilerden ek rapor ya da uzman bilirkişilerden yeniden rapor alınmak suretiyle sigortalının yangın nedeniyle hangi önlemleri alması gerektiği, bu önlemlerin alınıp alınmadığı, anılan kloz hükümleri gözetilerek işyerinin büyüklüğü ve içinde bulunan emtianın niteliği itibariyle gerekli ve yeterli olup olmadığı belirlenerek hasarın teminat dahilinde kalıp kalmadığının tespiti ile sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine 12.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy