(6762 S. K. m. 4, 1066)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.01.2006 tarih ve 2005/194-2006/8 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.07.2007 gününde davacı avukatı Onur Dağlı ile davalı avukatı Emre Demir gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının davacı aleyhine giriştiği icra takibinde ödeme emrinin usulsüz tebliğine rağmen haciz işlemi yaptığını, durumun haciz sırasında öğrenilmesi üzerine, usulsüz tebliğin iptali için İTM.de dava açıldığı gibi, takibe de itiraz edildiğini, İTM.ce usulsüz tebliğin iptali isteminin reddedildiğini, dosyanın temyiz aşamasında olduğu sırada haciz ve muhafaza uygulaması yapılarak haciz tehdidi altında davacıdan ödeme taahhüdü alınıp, alacağın tahsil edildiğini, ancak ödemenin ihtirazi kayıtla yapıldığını, daha sonra İTM. kararının bozulup, ödeme emrinin iptal edildiğini, bu şekilde ödeme emrine süresinde itiraz edilmiş olmasına rağmen itirazın iptali davası açılmadığı gibi, tahsil edilen tutarında davacıya iade edilmediği, davalının haczen davacıya ödemeye zorlamasının haksız eylem niteliğinde olduğunu ileri sürerek, 35.985 YTL.nin ödendiği tarihlerden itibaren avans oranı üzerinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, uyuşmazlığın deniz ticareti kaynaklı olduğunu ve Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, davalı şirketin nakliyat sigortacısı emtianın davacı taşıyana ait gemi ile taşınma sırasında eksik ve hasarlı olduğunun belirlendiğini, sigortalıların zararından davalı şirketin sorumluğuna isabet eden 9.261.34 USD ve 6.322 USD.nin tazmin edilerek haklarına halef olduklarını, davacı taşıyanın zarardan sorumlu olması nedeniyle girişilen icra takibi sonucunda dava konusu edilen tutarın davacıdan tahsil edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davanın hukuki dayanağı sebepsiz zenginleşme olduğundan, görev itirazının reddine, davalı şirketçe sigorta örtüsü altına alınan çekirdek kakao emtiasının tahliye öncesinde yapılan incelemede herhangi bir hasarın tespit edilmediği, tahliye sırasında hasarı ve yük eksikliğini saptayan ve taşıyanın da katılımı ile düzenlenmiş bir tutanak bulunmadığı, bu durumda taşıyanın sorumluluk karinesinden yararlanabileceği, icra baskısı altında ödenmiş olan tutarın ve dava tarihine kadar işlemiş faizinin istirdadının istenebileceği gerekçesiyle, 35.985 YTL. asıl alacak ve 11.072,39 YTL işlemiş faizinin asıl alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek üzere davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı tarafın taşıma sigortacısı olduğu emtianın davacı tarafın ilgisi olduğu gemi ile taşındığı sırada hasar görmesi nedeniyle sigortalıya ödediği tazminatın davacıdan haksız olarak alındığı iddiasına dayalı istirdat davasıdır. Mahkemece ara kararı ile davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğu belirtilerek görev itirazı reddedilmiş olmasına rağmen, yargılama sonucunda uyuşmazlığın az önce sözü edilen biçimde deniz taşımasına ilişkin olduğu kabul edilmiş ve davalının sigortalısının taşıyana TK'nun 1066/1-2 maddesi gereğince süresinde hasar ihbarı yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İddia ve savunma ile mahkemenin kabul şekli itibarıyla yanlar arasındaki uyuşmazlık TTK'nun 4. kitabında yer alan deniz ticareti hükümlerinin uygulanmasına ilişkindir.
28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 Sayılı Kanun ile 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine eklenen fıkra uyarınca "iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı'nca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir." Değinilen Yasa ile ihdas edilen bu düzenleme doğrultusunda 19.07.2004 tarihli Olur'la İstanbul'da kurulan Denizcilik İhtisas Mahkemesi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile faaliyete geçirilmiş olup, aynı husus 24.03.2005 tarih ve 188 Sayılı Kararla bir kez daha vurgulanmış ve yargı alanı İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenmiştir.
Mahkemelerin görevi, temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında dikkate alınacağından ve dava tarihi itibarıyla İstanbul Deniz İhtisas Mahkemesi faaliyete geçmiş olduğuna göre, mahkemece görevsizlik kararı verilerek, dosyanın görevli Denizcilik İhtisas Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 500.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2007 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy