(1086 S. K. m. 25)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.01.2006 tarih ve 2006/25-2006/6 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin, 06.07.2004 tarihinde Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'ne açtığı davada, müvekkilinin davalıya kaskolu aracında meydana gelen 712.450.000 TL. hasarın faiziyle tahsili, 12.07.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.321,55 YTL, daha arttırarak, 2.034,00 YTL.'nın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir,
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, ıslah tarihi itibariyle, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş karar kesinleşmiş, gönderme istemi üzerine dosya, Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmiştir.
Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce, 08.07.2004 tarihi itibariyle 712,45 YTL. olan alacak için Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, yargı yerinin belirlenmesi ve olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için talep halinde dosyanın Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Islah ile miktarı arttırılan davaya bakmak görevi ıslah tarihindeki yasal düzenleme itibariyle sulh hukuk mahkemesine ait olup, kararı temyiz edilen Sulh Hukuk Mahkemesince, esasa girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ıslah öncesi dava edilen ilk miktar ve dava tarihindeki yasal düzenleme esas alınarak, görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, HUMK.'nun 25. maddesi uyarınca, bir mahkemenin verdiği görevsizlik kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ise, bu görevsizlik kararı dosya kendisine gönderilen mahkemeyi bağlamayıp, o mahkeme de görevsizlik kararı verebilir. Bu ikinci görevsizlik kararı da temyiz edilmeksizin kesinleştiği takdirde görevli mahkeme, merci tayini yolu ile Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nce belirlenecektir. Dolayısıyla mahkemenin ikinci görevsizlik kararını verdiği esnada kararın temyiz edilip edilmeyeceği bilinemeyeceğinden, dosyanın Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesi şeklinde karar alınması doğru olmamıştır. Zira, son görevsizlik kararının temyiz edilmesi ile Yargıtay'ca verilecek onama kararı gönderilen mahkemeyi bağlayacağından, hükümdeki bu ibarenin uygulanma olanağı da ortadan kalmayacaktır. Kararın bozulması halinde de, aynı şekilde hükümdeki bu ibarenin uygulanma olanağı kalmayacaktır. Bu itibarla, hükmün kabul şekli bakımından, bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy