(818 S. K. m. 137) (1086 S. K. m. 193)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.11.2005 tarih ve 2004/255 - 2005/584 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ….. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ülke çapında tanınmış bir heykeltıraş olduğunu, davalı kurumun düzenlediği etkinlik çerçevesinde yarışmaya katılarak ödül kazandığını, ancak ödül alan eserlerin davalı kurum tarafından satın alınması gerektiği halde bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini ileri sürerek ıslah ile 5.000.000.000 TL heykelin rayiç değeri ve 1.000.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davada BK’nun 137. maddesi uygulanmasına yer olmadığını bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, şartnamede ödül alan her eserin satın alınması gibi bir düzenleme yer almadığını, talep edilen miktarın fahiş olduğunu ve manevi tazminat isteminin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davalının ödül alan eserleri satın alma yükümlülüğü bulunduğunun kesinleşen yargı kararları ile sabit olduğu, eserin belirlenen değerinin 5.000.000.000 TL olup, manevi tazminat istemi koşullarının oluşmadığı gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, tazminat istemine ilişkin olup, davalı zamanaşımı definde bulunmuştur. Davacı tarafından dava 23.11.2000 tarihinde Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılmış, mahkemece dava ihtisas mahkemesi olan Ankara Asliye 3. Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmiş, bu mahkemece görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde görevli mahkemeye gönderilmek üzere müracaat edilmediği gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve bu karar Yargıtay ilamı ile 16.06.2003 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Mahkemece olayda B.K’nun 137. maddesinin uygulanması suretiyle zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir. Dairemizin görüşüne göre, dava konusu hakkın, alacağın muaccel olduğu tarih ile görevsiz mahkemede açılan davanın HUMK’nun 193/4 maddesi uyarınca açılmamış sayıldığı tarih arasında zamanaşımı süresi dolmuş ise, davacı B.K’nun 137. maddesindeki altmış günlük ek süre içinde davasını yeniden açabilir. B.K’nun 137. maddesindeki altmış günlük ek süre, HUMK’nun 193/3. maddesindeki 10 günlük sürenin bitmesinden, yani görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 10 günlük sürenin geçmesinden sonra işlemeye başlar.(Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü. 2001 Baskı Cilt 1, Sayfa 361).
Somut olayda davacının alacağının, ödül aldığı tarih olan 26.11.1990 tarihinde muaccel olduğunun kabulü gerekir. Yukarıda yazılı olduğu şekilde davanın, gönderme kararının kesinleşmesinden sonra 10 gün içinde müracaat edilmemesi nedeni ile Ankara Asliye 3. Hukuk Mahkemesi tarafından 09.07.2002 tarihinde açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve bu tarih itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresi bitmiştir. O halde B.K’nun 137. maddesinde düzenlenen altmış günlük ek sürenin bu tarihten itibaren hesaplanması gerekmektedir. Dava 08.10.2003 tarihinde açılmış olduğundan artık bu dava için zamanaşımı süresinin bittiğinin kabulü ile davanın reddi gerekmektedir. Mahkemece açıklanan bu husus göz ardı edilerek, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın temyiz incelemesi sonucu verilen Yargıtay ilamının davacıya tebliğinden itibaren altmış günlük ek sürenin başlayacağı gerekçesi ile zamanaşımı definin reddi doğru görülmemiş, kararın açıklanan bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)