(6100 S. K. m. 370)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.09.2005 tarih ve 2004/24-2005/488 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin ispençiyari ve tıbbi müstahzar emtialarını kapsayan 5.sınıfta tescilli “.......” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu marka ile iltibas yaratacak şekilde ve aynı sınıfta kullanılmak üzere “.......” markasının tescili için davalı TPE’ye başvurduğunu, müvekkilinin itirazı üzerine Markalar Dairesi tarafından 5.sınıfın 1.alt grubunda bulunan insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler yönünden başvurunun kısmen reddedildiğini, davalı şirketin itirazı üzerine ise YİDK tarafından Markalar Dairesi kararının kaldırılarak 5.sınıfın 1.alt grubunda yer alan emtiaların başvuruya yeniden eklendiğini ileri sürerek 29.1.2002 tarih ve M-233 sayılı YİDK kararının iptaline ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı TPE vekili, markaların aynı yada ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıklarını, markaların hitap ettiği kesimin bilinçli doktor ve eczacılar olduğunu, kararda bir hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili de davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, Markalar Dairesi kararından sonra davacının başvurunun 5.sınıfın diğer alt gruplarında yeralan emtialar için de reddedilmesi gerektiği yönünde YİDK nezdinde başka bir itirazı olmadığından yargılamanın konusunun sadece 5.sınıfın 1.alt grubunda bulunan emtialara hasren yürütülmesi gerektiği, insan kanında bulunan yağın adına ilişkin lipid ibaresi ilacın tedavi edeceği bir unsur olup, buna yapılan ilaveler ile oluşturulan ilaç markalarının baştan zayıf marka olduğu, bu tür markalar arasındaki iltibasın yapılacak küçük bir değişiklikle bertaraf edilebileceği, ürünlerin reçeteyle satılmasının zorunlu olduğu, az da olsa fonetik benzerliğin markaların kullanılacağı ilaçları seçen bilinçli tüketici kesimi doktor ve eczacılar yönünden iltibas yaratmasının söz konusu olmadığı, bir an için reçetenin yazılışı sırasındaki özensizlik nedeniyle eczacı kalfaları tarafından yanış okunmasının iltibas tehlikesi yaratacağını düşünmek mümkün ise de, subjektif bu tür ihtimaller üzerinde durularak objektif ölçülerden uzaklaşılmasının doğru olmadığı, bilirkişi raporlarında da bu hususun vurgulandığı, markalar arasındaki benzerliğin objektif ilkelere göre tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1,90 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 05.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)