(818 S. K. m. 47)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.12.2005 tarih ve 2005/121-2005/633 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava. dosyası için Tetkik hakimi A.T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinden A.'nın oğlu, diğerlerinin kardeşi olan E.'un davalıya ait trenden düşmesi sonucunda, sol bacağının diz altından, sağ bacağının diz üstünden kesildiğini ve bu nedenle de davacıların ruh sağlıklarının ağır derecede zarar gördüğünü ileri sürerek, davacılardan Ayşe için 20.000 YTL. diğer davacıların her birisi için 10.000 YTL'şer manevi tazminatın temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir,
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 10 yaşlarında olan E.'un çocuk yaşta ağır şekilde yaralanması ve sürekli bakıma muhtaç hale gelmesinin, annesi ve kardeşlerinin ruhsal ve sinirsel bütünlüğünü ağır şekilde bozduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüyle, davacı anne A. için 5.000 YTL, diğer davacıların her birisi için 2.000 YTL'nin davalıdan temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Dava, haksız eylemden zarar gören kazazede yakınlarının uğradığı manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
BK'nun 47'nci maddesi hükmüne göre, hakim özel durumları gözönünde tutarak manevi zarar adı altında hak sahiplerine verilebilecek tazminatı adalete uygun olarak belirlemelidir. Bu tazminat, zarara uğrayanlarda bir huzur duygusu oluşturmalıdır. Tazminatın sınırı, onun amacına uygun olarak belirlenmelidir. Diğer bir deyişle, takdir edilecek tazminat miktarı mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her somut olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri karar yerinde objektif bir biçimde göstermeli ve bu taktir hakkını MK'nun 4'üncü maddesine göre hukuka ve hakkaniyete uygun olarak kullanmalıdır.
Somut olayda, davacılardan A.'nin oğlu, diğer davacıların kardeşi olan E.'un 10 yaşında iken. 17.06.1997 tarihinde meydana gelen tren kazası sonucunda sol bacağı diz altından, sağ bacağı diz üstünden kesildiği ve ömür boyu bakıma muhtaç olduğu hususları tartışmasızdır.
O halde, mahkemece, olayın meydana geldiği tarihten itibaren yaklaşık 7 yıl 10 ay geçtikten sonra davanın açılmış olması değerlendirilerek, davalı yararına daha ılımlı ve adalete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı yararına BOZULMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davacıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy