(556 S. KHK. m. 2, 7) (Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine Dair Paris Anlaşması (Paris Sözleşmesi) Mük. m. 6-2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17.11.2005 tarih ve 2005/158 - 2005/575 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.05.2007 gününde davacı avukatı .... ile Davalı TPE avukatı.... ve Fer'i Müdahil avukatı.... gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinletildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili Vakfın isim ve logosunun tescili için 24.10.1996 tarihinde yaptığı başvuru sonucunda TPE'nun 12.11.1996 tarih ve 59469 sayılı kararıyla TEMA LOGO, ardından 18.01.2000 tarih ve 1999/5 sayılı kararıyla bu defada TEMA LOGO + YAPRAK şekli olarak 556 Sayılı KHK'nin 7/g maddesi gereğince koruma altına alınarak, koruma markası olarak tescil edildiğini, TPE tarafından herhangi bir yapı kararı olmaksızın anılan korumanın kaldırıldığını, söz konusu kararın kaldırılması için 28.12.20004 tarihinde Kuruma yaptıkları itirazın YİDK'na iletilmediği gibi kendilerine 60 günlük yasal sürede herhangi bir yanıtta verilmediği, müvekkili vakfın işaretinin halka mal olmuş kültürel bir değer haline geldiğinin yargı kararıyla sabit olduğunu, kurumun hak kazandıran işlemlerini tek taraflı olarak geri alamayacağını, bu durumda işaretlerin başka kişiler ve kuruluşlar tarafından ticaret ve hizmet markası olarak tescil edilebilir hale geldiğini, anılan kişi ve kuruluşların davacı vakfın isim ve saygınlığı ile tanınmış olduğundan istifade edebileceğini ileri sürerek, müvekkili adına tescil edilen koruma markasının iptaline ilişkin kurum kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, 556 Sayılı KHK'nin 7/g maddesi ve ülkemizinde taraf olduğu 1883 tarihli Paris Sözleşmesinin 2. mükerrer 6. maddesi kapsamında davacıya ait işaretin koruma markası olarak belgelendirilmesine karar verilip, düzenlenen TEMA+Şekil logosuna ilişkin belgenin başvuru sahibine verildiğini, ancak, 556 Sayılı KHK'nin koruma markası adı altında bir marka çeşidine yer vermediğini, yürürlükte bulunan mevzuatta yer almayan hukuki dayanaktan yoksun bir durumu sürdürmenin ve bu dayanaktan yoksun olan belgeleri koruma altında tutmanın anlamsız olacağını, yeni düzenlemelere göre markaların tasnifinde kendine ait çeşidin ortadan kaldırıldığını bilen marka sahiplerinin kendilerine verilen haklarda markasının çeşidini değiştirip, kendisine sağlanan korumanın devamını sağlayabileceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı yanında Feri Müdahil olarak davaya katılan .... vekili, müvekkili tarafından 30.10.1991 tarihinden itibaren tescilli ticaret unvanında esaslı unsuru olan "TEMA" ibareli markanın bu tarihten itibaren hiç aralıksız kullanılmak suretiyle özellikle kendi piyasasında bilinir ve tanınır bir hale geldiği, söz konusu markanın müvekkili adına ticaret markası olarak davalı TPE nezdinde 8, 16, 18, 24 ve 25. sınıflar için 01.03.1996 tarihinde tescil edildiğini, kurumun müvekkilinin haklarına zarar veren davacıya ait koruma markalarının iptali kararının hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davacı Vakfın Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.09.1992 tarihli ilamı ile tescil olunup, kuruluş ve tescilinin 10.10.1992 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak ilan olunduğu, .... Vakfının TEMA + Şekilden müteşekkil logosunun 12.11.1996/59460 ve 18.01.2000-1999/5 sayılı kararla koruma markası olarak tescil edildiği ve vakfı tescil belgeleri verildiği, kamuya yararlılığı kabul olunarak Bakanlar Kurulu kararıyla vergi muafiyeti tanınan kurumlardan sayıldığı ve aynı biçimde izin almadan yardım toplayabilecek kurumlar arasına sokulduğu, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 20.04.2004 günlü kararı ile vakfın isim ve logosunun 556 Sayılı KHK'nun 7/h maddesi uyarınca kamuoyu ilgilendiren kültürel değerlerden sayılarak, kazanılmış hakları etkilememekle birlikte sonradan vaki olan marka tescil başvurularının reddini sağlayabileceğinin hüküm altına alındığı, 556 Sayılı KHK'nun 7/g maddesi uyarınca yetkili merciilerden kullanmak için izin alınmamış ve dolayısıyla Paris Sözleşmesinin 2. mükerrer 6. maddesi kapsamına giren işaretlerin marka olarak tescil olunamayacağı, anılan sözleşme ve KHK hükmünün, bu tür işaretlerin bir kütük veya deftere tescili gibi bir zorunluluğa veya düzenlemeye işaret etmediği, TPE'nin anılan mahiyetdeki işaretleri koruma markası vererek korumasına yönelik yasal bir zorunluluk veya uygulamanın söz konusu olmadığı, kurumun mevzuat gereği olmayan bu tür bir uygulamaya istediği zaman son verebileceği, ancak KHK ve Konvansiyon hükmü yürürlükte kaldığı sürece şu veya bu şekilde TPE'nin anılan mahiyetteki işaretleri koruma yükümlülüğünün devam edeceği, sadece onun yöntem ve biçimini kendisinin takdir edeceği, TPE'nin tescil edilmiş ve marka statüsü kazanmış bir işareti resen terkin veya iptal edemez ise de, bu durumun ortak markalar ve garanti markaları dahil ticaret markaları veya hizmet markalarını kapsayan bir yargı olduğu, çünkü 556 Sayılı KHK'nun 2/a maddesi gereğince ancak belirtilen nitelikteki markaların tescil edilebileceği, 556 Sayılı KHK'de koruma markası olarak tanımlanmış ve tesciline hukuki sonuçlar bağlanmış bir marka olmadığını, dolayısıyla TPE'nin zaten mevzuatta olmayan bir yöntem ile koruma markası olarak tescil etmiş olduğu bu markayı teslim etmesinin anılan yargı kapsamında mütalaa edilemeyeceği, idarenin koruma yöntem ve tarzı ile yasaya aykırı olan işlemlerini her zaman geri alabileceği, davacı işaretinin 556 Sayılı KHK'nun 7/g maddesi kapsamında bulunup bulunmadığının bu davada tartışılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delililerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkeme kararı gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere davacı logosunun korunmasının devam edeceğinin açık bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 500.00-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı TPE'ye verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.90 YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy