(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesince verilen 09.12.2005 tarih ve 2005/75-2005/430 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın, davalı sigorta şirketine kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, 20.08.2003 tarihinde park halinde bulunan aracın hasarlandığını, hasar bedelini ödemeyen davalı aleyhine başlattıkları takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra-inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu talebin likit olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hem eksper raporunda ve hem de bilirkişinin yaptığı hesaplamada hasar bedelinin 3.831.864.740 TL. olduğu, davalı sigorta şirketinin haksız ve kötüniyetli olarak itirazda bulunduğu, davalı yönünden alacak belirlenmiş olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle, takibin 3.831.864.740 TL. üzerinden devamına, bu meblağa takip tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesine, davalının kabul edilen alacağın %40'ı olan 1.532.745.905 TL icra-inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmiştir.
Karan, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali tazminat istemine ilişkindir.
Kasko sigortasının, bir meblağ sigortası olmayıp, gerçek zararı karşılamaya yönelik bir sigorta türü olduğu dikkate alındığında, tazminatının da önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığı kuşkusuzdur.
Bu durum karşısında, İİK'ın 67. maddesi hükmündeki koşullar gerçekleşmediğinden, davacı tarafın icra-inkar tazminat talebinin reddi gerekirken, aksi yönde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy