(6762 S. K. m. 55, 187, 301, 551, 556)
Davacı vekili, müvekkilinin %50 hisseye sahip olduğu davalı şirkete; kar payı, sermaye payı ve şirket giderleri için yurt dışından gönderdiği 30.000 EURO ile kar payının iade edilmesi isteğinin yerine getirilmediğini, kar elde edemeyen ve kar payı dağıtmayan şirketten ayrılmak istediğini ileri sürerek, 30.000 EURO karşılığı olan 55.280.730.000 TL.nın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK.nun 55. ve 187. madde koşullarının oluşmadığını, davacının şirketteki payını almasının fesih ve tasfiye ile gerçekleşeceğini, kar payı dağıtımımın da ortaklar kurulu kararı ile olabileceğini savunarak, davanın her iki istem yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına, toplanan kanıtlara ve 12.09.2005 tarihli bilirkişi raporuna göre, sermaye ve kar payı toplamının 57.172.00 YTL olduğu, şirketin 28.403 YTL borcunun düşümü ile şirketin aktif toplamının 23.768.50 YTL olduğu, bunun yarısı olan 11.884.25 YTL'yi davacının hak ettiği, davacının şirkete 10.000 YTL sermaye koyduğu, 30.000 EURO gönderdiğini kanıtlayamadığı, bu meblağ kadar makbuz ibraz etmiş ise de, şirket kayıtlarında bunun gözükmediği, zira ana sermayenin 20 milyar TL olduğu, yarısını davacının taahhüt ettiği, kar amacı gerçekleşmeyen şirketten çıkma talebinin yerinde olduğu, davacının sermaye payı ve kar payı talep ettiği, heyet raporunda bildirilen 8 milyar TL alacağın bu talepler dışında bir nedenden kaynaklandığı gerekçesiyle, davanın çıkma istemi bakımından kabulüne, sermaye ve kar payı isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
1-Dava, TTK.nun 551. maddesi gereğince limited şirket ortağının muhik sebeplere dayanılarak şirketten çıkmasına izin verilmesi istemi ile çıkma payının ve ayrıca şirketin kuruluşundan önce sermaye payı ve şirket giderleri için davacının gönderdiğini iddia ettiği paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının şirketten çıkmasına ve çıkma payının kısmen kabulüne, sermaye payı ve kuruluş giderlerinin tahsili isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacının, şirketin kuruluşundan önce sermaye payı ve şirket giderleri için gönderdiği paranın şirket defterlerinde kaydının bulunmadığı mahkemece tespit edilmiş olup, TTK.nun 556 ncı madde yollaması ile aynı Kanun’un 301/1 nci maddesi uyarınca, şirketin tescilinden sonra üç aylık süre içinde taahhütlerin şirket tarafından kabul edilmesi halinde şirketten istenebilmesi mümkün olduğundan, şirketin sermaye payı taahhüdüne ilişkin parayı benimsemediği anlaşılmaktadır. Kuruluş masrafları yönünden ise, TTK.nun 556 ncı madde yollaması ile aynı Kanun’un 301/son fıkrası uyarınca şirketin kuruluş genel kurulunun bu giderleri tasdik etmesi halinde şirketten istenebilmesi mümkün olup, davacı bunu da kanıtlayamamıştır. Bu itibarla, mahkemece, sermaye payı ve kuruluş giderlerinin tahsili isteminin reddine karar verilmesinde, bu gerekçeler ışığında ve desteğinde olmak üzere bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer yandan, limited şirketten çıkmasına izin verilen ortağın çıkma payına ilişkin kararın inşai nitelikte olması karşısında, kararın kesinleşme tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece davacı alacağına dava tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi doğru olmamış ise de, davalı temsilcisi faiz başlangıcını temyiz etmemiş ve re’sen temyiz nedenine de dayanmamış olup, sadece dayandığı temyiz nedenlerine göre kararın bozulması gerektiğini temyiz dilekçesinde açıkça belirtmiştir. Bu nedenle, faiz başlangıcı bakımından bozma yapılmamıştır.
Bu açıklamalara ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili ile davalı şirket temsilcisinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı şirket temsilcisinin diğer temyiz itirazına gelince; Şirketten çıkma kararı inşai nitelikte bir karar olmakla, mahkemece, davacının çıkma payının karar tarihine en yakın tarih itibariyle rayiç değerlere göre hesap edilmesi ve bu suretle bulunan çıkma payına hükmedilmek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hangi tarih itibariyle hesaplama yapıldığı anlaşılamayan ve denetlenemeyen bilirkişi raporlarına göre karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin çıkma payı miktarına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı şirket temsilcisinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket temsilcisinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 21.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)