(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.05.2005 tarih ve 2004/230 - 2005/200 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin işyerinde davalı bankaya ait POS cihazının kullanıldığını, diğer davalıya yapılan satış işleminde işlem tutarının davalı banka tarafından müvekkilinin hesabına yatırılmasına rağmen daha sonra bloke uygulandığını, müvekkilince yapılan bir usulsüzlük bulunmadığını ileri sürerek, 8.287.771.223.-TL.nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Akbank vekili, işlemin sahte kredi kartı ile gerçekleştirildiğini, yapılan işlemde usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davalı bankanın sahte kart ile yapılan alışverişten sorumlu olduğu, ancak davacının satış tarihinde satış konusu malın o tarihte stoklarında mevcut bulunduğunu muhasebe kayıtları ile ispatlaması gerektiği, davacıya defterlerini ibraz için verilen kesin süreye rağmen defterlerin ibraz edilmediği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kartlı ödemeler sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacının iş yerinde davalı bankaya ait POS cihazının bulunduğu, bu cihaz vasıtasıyla gerçekleştirilen kredi kart işleminin sahte olduğundan bahisle davalı banka tarafından işlem bedelinin ödenmediği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemelerinde, davacının POS cihazı kullanımı sırasında taraflar arasındaki Kartlı Ödemeler Sözleşmesi'ne uygun olarak işlem yapması nedeniyle bir usulsüzlüğünün tespit edilemediği, davalı bankanın ise gerçek kart hamilinin ad ve soyad bilgilerini gösteren özelliğe sahip POS cihazı vermemesi nedeniyle kusurlu olduğu belirlenmiş ise de, mahkemece satışa konu malın o tarihte davacının stoklarında mevcut olduğunun davacı tarafından ispat edilememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık taraflar arasındaki 07.06.2001 tarihli Kartlı Ödemeler Sözleşmesi'nden kaynaklanmakta olup, tarafların hak ve yükümlüklerinin bu sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerekip, satışa konu malın davacı defterlerinde bulunup bulunmaması neticeye etkili değildir. Taraflar arasındaki sözleşme kapsamına göre davacı tarafın sözleşmeden kaynaklanan edimlerini usulüne uygun yerine getirmiş ve sahte işlemin varlığından da haberdar olduğu ispat edilememiş bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy