(1086 S. K. m. 74, 75, 76) (2709 S. K. m. 90) (6762 S. K. m. 781)
Taraflar arasında görülen davada M. Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.12.2005 tarih ve 2005/213-2005/957 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin O. tarafından I. Askeri Departmanı S.'ye gönderilen akaryakıtın taşıma işini üstlendiğini, bu taşımada kendi araçları yanında piyasadan temin edilen araçları da kullandığım, bu bağlamda davalıların sürücüsü ve maliki olduğu araca M. ilinden 16.000 kg. kurşunsuz benzin yüklendiğim, sürücü olan davalının N. İlçesinde mola verdiği sırada aracın çalınmış olduğu iddiası ile emniyet güçlerine başvurduğunu, aracın akaryakıtının tamamen boşaltılmış olarak terk edilmiş halde bulunduğunu, olay nedeni ile müvekkilinin zayii olan akaryakıt bedelini O.'ya ödediğini, hırsızlık iddiasının gerçekte bir senaryodan ibaret olduğunu ileri sürerek, şimdilik 25.000-YTL. nin temerrüt faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan C. G. vekili, dava konusu olayın adi bir hırsızlık olayı olduğunu, olaya ilişkin hazırlık soruşturması sonucunun beklenmesi gerektiğim savunarak, davarım reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, TTK'nun 781 nci maddesi hükmünce, taşıyıcının eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen müddet içinde; uğradığı ziya ve hasardan sorumlu tutulması gerektiği, taşıyıcının bu sorumluluktan kurtulması için zararın doğumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığım kanıtlaması gerektiği, davalı sürücünün ceza dosyasındaki beyanında aracın kontak anahtarının mola yerinde aracın üzerinde bıraktığını beyan ettiği, olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar temyiz etmiştir.
1- Dava, uluslararası taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat alacağının üst taşıyıcı olan davacının alt taşıyıcı olan davalıya rücusu istemine ilişkin olup, mahkemece, TTK. hükümlerini esas alarak inceleme yapan bilirkişi kumlu raporu benimsenip hükme dayanak yapılmak suretiyle yazılı gerekçelerle hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, HUMK'nun 74, 75 ve 76 ncı maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. Dava konusu taşımanın güzergahı itibariyle uluslararası bir taşıma olduğu taraflar arasında ihtilaflı olmadığı gibi esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Ülkemiz 30.10.1995 tarihinde CMR Konvansiyonumu kabul etmiş ve anılan Konvansiyon hükümleri bu tarihte yürürlüğe girmiştir. T.C. Anayasası'nın 90 ncı maddesinin son fıkrası hükmünde Usulüne uygun yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir. düzenlemesi mevcuttur. TTK'nun taşımaya ilişkin hükümleri halen yürürlükte ise de, uluslararası taşımalar bakımından daha sonra yürürlüğe giren ve bir iç hukuk kuralı haline gelen CMR Konvansiyonu'nun öncelikli olarak uygulanması gerektiği halde, anılan Konvansiyon hükümleri dışlanarak, yasal olmayan gerekçelerle TTK'nun taşımaya ilişkin hükümlerine göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
O halde, mahkemece, uluslararası taşıma konusunda uzman başka bir bilirkişi kurulu vasıtasıyla CMR Konvansiyonu hükümleri değerlendirilmek suretiyle davalıların sorumluluğunun belirlenmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken sonuçta yanlış ilkeye ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 04.06.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy