(5464 S. K. m. 17) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.06.2005 tarih ve 2002/1118 - 2005/385 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında üye işyeri sözleşmesi bulunduğunu, 02.07.2002 tarihinde dava dışı kişiye kredi kartıyla satış yaptığını, satış tutarının üç sliple tahsil edildiğini, ancak satış bedelinin kredi kartının sahte olma olasılığının yüksek olduğu gerekçesiyle bloke edildiğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, kredi kartının güvenlik sorununun davalıya ait bulunduğunu, işlemin usulsüz olduğunu ileri sürerek, 9.700.000.000.-TL.nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işlem yapılan kredi kartının yabancı uyruklu kişiye ait olduğunu, davacının bir gün içinde bu kredi kartıyla üç ayrı işlemde 9.700.000.000.-TL tutarında satış yaptığını, kredi kartı hamili kişinin THY'den aldığı bilet sonrası attığı imza ile uyuşmazlığa konu slipler arasındaki imzalarının tutmadığını, satılan emtiaların miktar ve kilosu itibariyle davacının bunları depo etme imkanının olmadığını, 13.07.2002 tarihinde kart hamilinin davacının yaptığı işlemlere itiraz ettiğini, basiretli tacir gibi davranmadığını, ödenme riskine binaen bloke kararı verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı işleminin çalıntı kredi kartıyla yapıldığının davalıya bildirildiği, bankanın uluslar arası visa kartı kurallarına ve sözleşme hükümlerine göre çalıntı kart ile yapılan söz konusu işlem bedellerini kartı ihraç eden banka tarafından kendisine borç yansıtılması ihtimaline karşı davacıya ödememe yetkisi bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, banka hesabında bloke edilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında üyelik iş yeri sözleşmesi bulunduğu, davacının, davalının vermiş olduğu POS cihazıyla 02.07.2002 tarihinde satış yaptığı, 9.700.000.000.-TL satış bedelinin hesaba geçmesine rağmen işlemin çalıntı kredi kartıyla yapıldığı ihbarı sonucu davalı tarafından bloke konulmasıyla bu paranın ödenmediği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi, bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Somut olayda kredi kartı hamilinin kimliğini yeterli şekilde kontrol etmeyen ve silip bölme suretiyle işlem yapan davacının taraflar arasındaki akde aykırı davrandığı sabit olup, kredi kartı üreticisinin çalıntı kart ihbarı üzerine davalının hesaba geçen para üzerine bloke kaydı koyması esasen sözleşmeye uygundur. Ancak, davalının bu işlem dolayısıyla gerçekten zarara uğrayıp uğramadığı, işlemde davalının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır. Her ne kadar yurt dışı bankası tarafından ters ibraz yapıldığı açıklanmış ise de bu ibrazın usulün uygun olup olmadığı, davalının geri ödeme yapıp yapmadığı net olarak ortaya konulmamıştır. O halde, davalının bloke koyduğu paranın iadesi zorunluluğunun doğup doğmadığı, ödeme yapıp yapmadığının öncelikle tam olarak tespit edilmesi, sahte kredi kartıyla satış işleminin nasıl gerçekleştirildiği veya gerçekleştirilmiş olabileceği, bu özellikteki kredi kartlarına POS cihazının onay vermesini engelleyici teknik bir takım önlemler alınması da dahil uluslararası kredi kartı uygulamasının ulaştığı aşama itibariyle davalının alabileceği tedbirler olup olmadığı, müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı yönlerinde aralarında POS cihazının teknik olarak işleyişi bakımından uzmanın olduğu bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy