(1086 S. K. m. 293) (818 S. K. m. 126)
Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ Asliye 2. Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.11.2005 tarih ve 2001/510 - 2005/628 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …….. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 04.11.1998 tarihinde davalıya dava dışı kooperatifteki hissesini devretmesine rağmen devir bedeli olan 4.500.000.000-TL.nın ödenmediğini, 09.09.1999 tarihli ihtarnameden de bir sonuç alamadığını ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının açtığı sebepsiz zenginleşme davasının zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, davacının sözkonusu kooperatif üyeliği nedeni ile aidat borçlarının davalı tarafından ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna göre, hisse devir tarihi de nazara alınarak 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, dava konusu alacağa ilişkin somut bir tespitin yapılamadığı, yemin deliline de dayanılmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kooperatif hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın hem zamanaşımı hem de esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı ortak ile davalı ortak arasındaki çıkan uyuşmazlığa ilişkin işbu davanın, BK.nun 126/4 ncü maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu gözardı edilerek, yanılgı ile sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğundan hareketle davanın bir yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun kabulü ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, davacının dava dışı kooperatife vermiş olduğu 04.11.1998 tarihli dilekçesi hissesini davalıya devrettiğini bildirdiği ve dava dışı kooperatifçe de bu istemin uygun görüldüğü bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olup, davacı ve davalının kardeş olduğu da nazara alınarak, HUMK.nun 293/1 nci maddesi hükmü uyarınca, kardeşler arasındaki hukuki işlemlerin her halde miktar veya değerine bakılmaksızın tanıkla ispatının mümkün olduğu gözetilerek, mahkemece, dinlenen tanık beyanları değerlendirilmeden, üstün tutulma nedenleri denetime elverişli bir şekilde karar yerinde tartışılmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi, gerektiğinde iddia ve savunmalarının ispatı için anılan madde hükmü uyarınca taraflara olanak tanımak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken sonuçta eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru bulunmamıştır.
Diğer yandan, ilke olarak, bir davada davalı zamanaşımı def’inde bulunmuş ise, zamanaşımının diğer itiraz ve def’ilerden önce incelenerek bir karar verilmesi ve reddi halinde işin esasına girilmesi gerektiği gibi, zamanaşımı def’inin yerinde görülmesi halinde ise, işin esasına yönelik inceleme yapılmaksızın zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece bu hususa riayet edilmeksizin hem zamanaşımı nedeniyle hem de işin esasına yönelik olarak davanın reddine karar verilmesi de kabul şekli bakımından keza hatalı olmuştur.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına, BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)