(1086 S. K. m. 16)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.02.2006 gün ve 2005/1019-2005/1019 D.İş sayılı kararın Yargıtay'ca tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Alacaklı B. A.Ş. vekili, karşı taraf bankanın keşidecisi, müvekkilinin muhatabı olduğu teminat mektubunun ilk yazılı talep üzerine ödenmesi taahhüdünü içermesine rağmen, paraya çevrilmediğini, alacağın kesin ve muaccel hale geldiğini, Türkiye'deki alacaklarını tahsil edip yurt dışına çıkartmak çabası içinde de olduğunu, yurtdışında dava açmanın zaman alacağını, mektup süresinin 03.01.2006 gününde dolacağını, borçlunun bunu da bahane edebileceğini ileri sürerek, mektup bedeli olan 3.442.500 Euro alacağı teminen ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, cebri icra konusunda her devletin kendi ülkesinin kesin yetkili olduğu, davacının talebine rağmen bankanın mektup bedelini ödemediği gerekçesiyle, talebin kabulü ile borçlunun Türkiye'deki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, evrak üzerinden karar verilmiştir.
Borçlu-banka vekili, müvekkilinin Finlandiya'da kurulu olması sebebiyle Türk Mahkemeleri'nin yetkili olamayacağını, alacaklının beş ayrı mahkemeden de ihtiyati haciz isteminde bulunması sebebiyle derdestlik bulunduğunu, Helsinki Bölge Mahkemesi'ne başvuran Lehtarın, ihtiyati tedbir kararı alarak, müvekkilinin teminat mektubunu ödemesinin durdurulduğunu, bu karardan haberi olan alacaklının ihtiyati haciz isteminin kötüniyete dayandığını, müvekkilinin mal kaçırmasının sözkonusu olmadığını, ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını itirazen talep ve dava etmiştir.
Alacaklı vekili, ihtiyati haciz kararı veren mahkemenin HUMK. nun 16 ncı maddesine göre yetkili olduğunu, birden çok mahkemeden ihtiyati haciz istemeye kanuni engel bulunmadığını, Helsinki Bölge Mahkemesi kararının Türk Mahkemesini bağlamayacağını savunarak, itirazın reddini istemiştir.
Mahkemece, ihtiyati haciz kararının cebri icra yolu ile uygulanmasına dair yetkinin, devletin hakimiyet alanına ait münhasır yetkilerden biri olduğu, HUMK. nun 16 ncı madde hükmü uyarınca borçlunun Türkiye'de ikametgahının ve sakin olduğu yerin bulunmaması halinde Türkiye'de bulunan emvalinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılabileceği, "malvarlığı" kapsamına Türkiye'deki bankalar nezdindeki hesapların da dahil olduğu, Türk Mahkemeleri'nin Türkiye sınırları içerisindeki geçerli olmak üzere ihtiyati haciz kararı verebileceği, bu sebeplerle yetki yönünden yapılan itirazın yerinde olmadığı, sair yandan borçlunun asıl borçtan bağımsız yüklenim altında olduğu ve ilk talepte ödeme yapması gerektiği, borçlunun kendi ülkesinde alınan tedbir kararının, Türkiye'de tenfiz ve tanıma yolu ile uygulanacağına dair bir karar ibraz edemediği gerekçesiyle, itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-borçlu banka vekili ile katılma yolu ile davalı-alacaklı vekili ve bu katılma yolu ile temyize katılma yolu ile davacı-borçlu banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
2- Alacaklı-davalı B. vekilinin katılma yolu ile yaptığı temyize, davacı-borçlu banka vekilinin katılma yolu ile yaptığı temyize gelince; Kararın süresinde, davacı-borçlu banka vekilince temyiz edilmesinden sonra, karşı tarafın katılma yolu ile yaptığı temyize tekrar katılma yolu ile temyiz isteminde bulunulması mümkün değildir.
Bu itibarla, davacı-banka vekilinin, katılma yolu ile yaptığı temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı-borçlu banka vekilinin karşı tarafın katılma yolu ile yaptığı temyize tekrar katılma yolu ile yaptığı temyiz isteminin reddine, temyiz harcı peşin alındığından taraflardan ayrı ayrı başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy