(818 S. K. m. 61)
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.11.2004 tarih ve 2002/316-2004/901 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraflar vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.03.2006 günde davacı karşı davalı avukatı H.Y. ile davalı karşı davacı avukatı S.Y. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Y.A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin arsa alımı için ortağı bulunduğu davalı şirketin banka hesabına kısa vadeli kredi olarak gönderilen (680.000) USD'nin arsa alımından vazgeçildiği halde iade edilmediğini ileri sürerek, anılan meblağın sebepsiz zenginleşme hükümlerince faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının %74 paydaşı bulunduğu müvekkili şirketçe davacının Türkiye temsilcisi sıfatı ile pazarlama yapıldığını, satış faturalarının davacı tarafından kesildiğini ve tüm kazancın davacı kasasına girdiğini, davaya konu edilen meblağın davacının 09.07.2001 tarihli yazısı uyarınca müvekkilinin tüm işletme giderlerini üstlenen davacı borcuna mahsup edildiğini savunarak davanın reddini istemiş, karşılık davada ise, davacının müvekkili şirketin kilit personelini transfer edip yeni şirket kurdurarak aldatıcı davranışlarla haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, (50) milyar TL. nin tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davacının gönderdiği havalenin arsa alımı ya da kredi için olduğuna ilişkin açıklamanın bulunmadığı, bu nedenle asıl davanın kanıtlanamadığı, davalı şirketin 27.02.2002 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girmesinden sonra davacı karşılık davalının yeni bir şirket kurma çalışmalarına başlamasının haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle, asıl ve karşılık davaların reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ve karşılık davacı Tasfiye Halinde A. Card Kart Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile karşılık dayanın reddine ilişkin kararın onanması gerekmiştir.
2- Davacı ve karşılık davalı A. Card Plastik Karten Und Ausweissystem Gesellschaf MBH vekilinin temyizine gelince;
a) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki alt bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
b) Asıl dava, Avusturya uyruklu davacı şirketin fizik yatırımların gerçekleştirilmesine dönük arsa alımı için davalıya havale edilen (680.000) USD'nin daha sonra arsa alımından vazgeçilmesi nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdadı istemine ilişkindir.
Davalı vekilince, davaya konu meblağın %75 oranında ortağı bulunduğu davalı şirketin tüm işletme giderlerini üstlenen davacının bu yükümlülükten doğan cari borcuna mahsup edildiğini, bu yönde şirket yönetim kurulunca 15.01.2002 ve 31.01.2002 tarihli kararlar alındığını savunmuştur.
Her şeyden önce, davacı tarafından davalı şirketin banka hesabına havale edilen paranın arsa alımında kullanılmak üzere kısa vadeli kredi olarak gönderildiğinin ispat edilemediği sonucuna varılması isabetsizdir. Çünkü cevap dilekçesinin (8) nolu bendinde açıkça, havalenin davacıya ait üretim tesislerinin inşa edileceği arsa alımı amacına yönelik olduğu, arsa alımından vazgeçilince davacı şirket yetkilisinin 09.07.2001 tarihli yazılı talimatı doğrultusunda davalının Mayıs ve Haziran ayları harcamalarının havale bedelinden mahsubuna izin verildiğini ve bu talimata uygun olarak da mahsubun yapıldığından söz edilerek davanın reddi istenilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı yabancı şirketin Türkiye kolu olarak davacının %75 ortaklığı ile kurulan davalı şirkete ait tüm kayıtlar incelettirilip davacı ile olan ilişkilerinin başlangıçtan itibaren ne şekilde gerçekleştiği de belirlendikten sonra, davalının cari ve yatırım harcamaları ile giderlerinin davacı tarafından karşılanıp karşılanmadığı, karşılanması halinde bunun nasıl gerçekleştiği, bu yönde taraflar arasında yazılı bir iş ortaklığı anlaşması yoksa davalı aleyhine hukuki sorumluluk doğurucu mahiyette bir teamül oluşup oluşmadığı, davacı tarafından havale işleminden önce üç ayrı tarihte davacıya yapılan toplam (131.458,50) USD ödemenin böyle bir teamül veya anlaşmaya delalet edip etmediği ve davacı tarafından iade edilen hizmet ve harcama faturaları içeriğinin davalı bakımından mahsuba esas gerçek ve geçerli bir alacağı ifade edip etmediği belirlendikten sonra oluşacak uygun sonuç çerçevesinde karar verilmek gerekirken, uyuşmazlık konusu olmayan sabit olgulara yanlış anlam verilerek bu yönleri aydınlatıcı olmayan bilirkişi raporlarına göre eksik incelemeyle davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile karşılık davanın reddi kararının ONANMASINA, 2/b no.lu bentteki nedenlerle kararın davacı karşı davalı yararına BOZULMASINA, 2/a bentteki nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, takdir edilen 450.00 YTL duruşma vekilli ücretinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.10 YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı karşı davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı karşı davalıya iadesine, 09.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy