(818 S. K. m. 42, 348) (6762 S. K. m. 58)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.11.2005 tarih ve 2002/59-2005/917 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin buhar su kazanlarının ısı sistemlerinde korozyonu önleyici Helamin adlı ürünün ithal ve pazarlama işini yaptığını, davalı M. A.'ın daha önce müvekkilinin işyerinde çalıştığını, daha sonra ayrılıp diğer davalı şirketin yöneticisi olarak faaliyete başladığını, başlangıçta davalı şirketle müvekkilinin yetkili satıcılık sözleşmesi yaparak bir süre çalıştıklarını, daha sonra sözleşmeyi feshettiklerini, ancak fesihten sonra davalı tarafın aldatıcı, yanıltıcı ve kötü niyetli beyanlarla müvekkili aleyhine sözlü ve yazılı karalamalar yaptığını, kendi ürünlerinde olmayan özellikleri varmış gibi gösterdiklerini, ayrıca öğrendiği ticari sırlardan haksız olarak yararlanarak haksız rekabette bulunduklarını ileri sürerek, haksız rekabetin men'ini, haksız beyan ve ilanların düzeltilmesini, 50 milyar lira manevi ve 10 milyar lira maddi tazminatın temerrüt faiziyle davalılardan tahsilini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı karşı davacılar vekili, müvekkili M. A.'ın davacı nezdinde hizmet akdiyle çalışmadığını, komisyon bazında çalıştığını, geçirdiği kalp rahatsızlığı nedeniyle sigortalandığını, müşterilerin müvekkilinin müşterileri olduğunu, ticari sır öğrenme gibi bir hususun olmadığını ve ileri sürülen hususların doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiş; karşılık dava ile de esasen davacının haksız rekabette bulunduğunu belirterek, bunun tespit ve meni ile 50 milyar lira manevi, 2 milyar lira maddi tazminat ile sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 2 milyar lira kâr kaybı tazminatının temerrüt faiziyle davacı karşı davalıdan tahsilini ve hükmün ilanını istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin müşterilere yazdığı mektupla davacıyı kötülediğini, bu nedenle davalı şirket bakımından haksız rekabetin sabit olduğu, ancak diğer davalının bu durumdan şahsen sorumlu olmadığı, kendisinin şahsen bir haksız rekabetinin de ispat edilemediği, maddi ve manevi tazminat isteminin kanıtlanamadığı, karşı davanın ise yine ispat edilemediği gerekçeleriyle, asıl davanın kısmen kabulüne, davalı şirket bakımından haksız rekabetin tespit ve menine, hükmün ilanına, diğer istemlerin ve karşılık davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı ile davalı M. A. arasında BK'nun 348. maddesi kapsamında rekabetin yasaklanmasına dair yazılı bir sözleşme bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki iki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, mahkemece davalı şirketin müşterilere yazdığı mektupta davacıyı kötülediği ve bu hususun haksız rekabet ettiği sonucuna varıldığı ve tacir olan ve bu sıfatı gereği basiretli hareket etmesi yasadan kaynaklanan borcu olan davalının bu eyleminin kusurlu olduğu ve davacının ticari itibarını zedelediği nazara alınarak, TTK.nun 58/1-e maddesi uyarınca davacı yararına manevi tazminata hükmedilmek gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile bu husustaki istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, mahkemece kötülemeye dayalı haksız rekabetin kabulüne karar verilmiş olup, bu hususta hükme esas alınan ve davalı tarafından davacının müşterisine yazıldığı belirlenen, ayrıca davalı tarafça da itiraz edilmeyen mektupta; davacının müşterilerini etkileyecek şekilde, yetersiz personel ile çalıştıkları, ruhsatsız ve izinsiz olarak üretim yapıldığı, bilinçli olarak aldatıldıkları şeklinde ibareler kullanılmıştır. Bu mektup ile davacının müşterilerinde oluşabilecek olumsuz kanaatlerin davacının maddi zararına yol açacağı hayatın olağan koşullarından olup, bu dönemde davacı şirketin karının bir miktar yükselmesi de zararın olmadığı sonucunu doğurmaz. Bu durumda, mahkemece, zarar miktarı belirlenemiyorsa BK'nun 42. maddesi gereğince tazminatın değerlendirilmesi gerekir. O halde, yazılı gerekçelerle maddi tazminat isteminin reddedilmesi de doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.07.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy