(2004 S. K. m. 68, 45, 257) (818 S. K. m. 487)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada ... Asliye 12. Ticaret Mahkemesince verilen 28.02.2006 tarih ve 2006/171 D. İş sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili, davalılardan asıl borçlu K.Ltd. Şti. lehine diğer borçluların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları Genel Kredi Sözleşmesine dayalı açılan ve kullandırılan kredi hesabının 03.02.2006 tarihinde kat edildiğini, ihtarnameye rağmen toplam 139.356.60 YTL borcun ödenmediğini, sözleşmede müvekkilinin teminat göstermeyebileceğinin kararlaştırıldığını, alacağın başka bir teminatı da bulunmadığını ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, hesap özetinin 08.02.2006 tarihinde tebliğ edildiği; İİK.'nun 68. maddesinde öngörülen bir aylık itiraz süresinin dolmaması nedeniyle hesap özetinin kesinleşmediği gerekçesiyle, istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
İstem, genel kredi sözleşmesine dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İİK.'nun 257'nci maddesinde ihtiyati haciz talep edebilmenin koşulları sıralanmış olup, alacağın muaccel olması da koşullardan biri olarak öngörüldüğü gibi ayrıca istemin, alacaklının nakdi alacağının varlığına delalet eden ve mahkemeye bu yönde oldukça kanaat veren ve İİK.'nun 68/b maddesi anlamında olması yasal zorunluluk olmayan bir belgeye bağlı olması da gerekir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır.
Somut uyuşmazlıktaki gibi, hesap kat ihtarı karşı taraf borçlulara tebliğ edilmişse, diğer anlatımla alacağın vadesi gelmişse ve alacak için bir rehin yoksa, alacaklı mahkemeye başvurarak ihtiyati haciz kararı verilmesini isteyebilir. Bu halde alacaklı, sadece alacağının varlığını, vadesinin geldiğini ve alacak için rehin bulunmadığını ispat etmekle yükümlüdür. Alacaklının başka bir hususu ispat etmesine gerek yoktur. (İİK'nun 257/1 .m) Bu itibarla, tebliğden itibaren İİK'nun 68. maddesinde öngörülen bir aylık sürenin geçmesi koşulu, ihtiyati haciz koşullarından biri değildir. Hesap kat ihtarına itiraz edilmesi muacceliyeti ortadan kaldırmaz. Hesap özetinin İİK'nun 68'inci maddesinde sayılı belgelerden olup olmaması itirazın icra hukuk mahkemesinde kaldırılması istemi yönünden önemlidir.
Bu durumda, alacağın muaccel hale geldiği ve nakdi nitelikte olduğu, ayrıca İİK'nun 68/b maddesi anlamında olması yasal zorunluluk olan bir belgeye bağlı olmasının gerekmediği de gözetilip, sadece alacağın rehinle temin edilip edilmediği üzerinde durulması sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, tüm borçlular için aksi yöndeki yazılı gerekçelerle istemin reddi doğru görülmemiştir.
Diğer yandan, Mahkemece, alacağın rehinle temin edilmediği sonucuna varılması halinde, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan borçlular hakkındaki istem bakımından, önce asıl borçluya gidilmesi ve rehinleri paraya çevirtme şartları aranmamalıdır. Zira, İİK.'nun 45'inci maddesine göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın takibi ancak rehinin paraya çevrilmesi yoluyla yapılabilir ve aynı yasanın 257'nci maddesine göre de, rehinde temin edilmemiş borcun alacaklısı, borçlu aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunabilir ise de, gerek İİK.'nun 45'inci maddesi ve gerekse 257/1'inci maddesindeki düzlemeler borçlu ile ilgili düzenlemeler olup, takip ya da ihtiyati haciz konusu alacağın kefilleri ile ilgili bir düzenleme değildir. Kefillere ilişkin özel düzenleme ise BK'nun 487/1'inci maddesinde yapılmış olup, anılan madde gereğince kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını üstlenmiş ise, alacaklı, asıl borçluya müracaat ve rehinleri paraya çevirtmeden önce kefil aleyhine de takibat yapabilir.
O halde, davacı bankanın, kredi sözleşmesinde müşterek müteselsil borçlu ve kefil sıfatı taşıyan borçlular bakımından, asıl borçluya müracaat ve rehinleri paraya çevirtme şartları aranmaksızın, BK.'nun 487/1'inci maddesine dayanarak ihtiyati haciz talebinde bulunmasında yasada engel bir durum bulunmadığı gözetilerek, ihtiyati haciz koşullarından sadece alacağın rehinle temin edilip edilmediği üzerinde inceleme yapılarak, sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz isteminde bulunan davacı-alacaklı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy