(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 1281, 1282, 1292) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada A. Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.05.2006 tarih ve 2004/354 - 2006/171 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı sigorta şirketine kasko sigortalı olan müvekkiline ait aracın bir kazada hasarlanmasına rağmen ödeme yapılmadığını, hasar bedelinin tahsiline yönelik olarak başlatılan, icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazanın teknik olarak beyan edilen şekilde meydana gelemeyeceğinin tespit edildiğini, olay yerinin otopark olarak kullanılmasına rağmen kazanın çevreden görülmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi kurulu raporuna göre, kazanın meydana geldiği yerin gözlenen ve tespit edilen fiili durumu, araçtaki hasarın niteliği göz önüne alındığında, kazanın iddia edilen şekilde meydana gelemeyeceği, hasarın iddia edilen şekilde oluşmayacağı, ancak hasara neden olan kazanın iddia edilenden farklı bir şekilde meydana gelmiş olması, rizikonun sigorta teminatı kapsamı dışında kalması sonucunu doğurmayacağı, sigortacının rizikonun gerçekte ne şekilde meydana geldiğini, teminat dışı hallerden birinin varlığım, ihbar yanlışlığının sigortacının rücu hakkını önlemeye yönelik olup olmadığını kanıtlaması gerektiği, davalı tarafça bu hususların kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, davalı sigorta şirketi, kazanın teknik olarak beyan edilen şekilde meydana gelemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiş ve hasar bedelini ödemekten imtina etmiştir.
Mal sigortalan türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalı ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK 1282 nci maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasa'nın 1281 nci maddesi hükmüne göre kural olarak, rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5 nci maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın 1.5 maddesi ve TTK 1292/3 ncü maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer.
Yukarıda anılan ilkeler çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, kazanın meydana geldiği yerin gözlenen ve tespit edilen fiili durumu, araçtaki hasarın niteliği göz önüne alındığında, kazanın iddia edilen şekilde meydana gelemeyeceği, hasarın iddia edilen şekilde oluşmayacağı bilirkişi kurulunca belirlenmiş ve bu husus mahkemenin de kabulünde olup, bu durumda davalı sigorta şirketi üzerine düşen ispat mükellefiyetini yerine getirmiştir. Bu aşamadan sonra, ispat külfetinin yer değiştirdiğinin kabulü ile araçta oluşan hasarların ihbar edilenden başka bir şekilde ve teminat dahilinde meydana geldiği hususunun davacı sigortalı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacıya ispat olanağı verilmek suretiyle oluşan hasarların teminat içerisinde kalıp kalmadığının belirlenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken, sonuçta yanlış ilkeye ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine 08.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy