(1479 S. K. m. 40, 41, 63) (5510 S. K. m. 39)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/06/2007 tarih ve 2006/256-2007/192 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.04.2009 gününde davacı avukatı Ş. Y. ile davalı avukatı A. P. gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi P. O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi F. Ş.'ın davalının nezdinde zorunlu trafik sigortası temin edilmiş aracın çarpması sonucunda öldüğünü ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (6000) TL destekten yoksun kalma tazminatının, 10.08.2006 tarihli ıslah dilekçesiyle de müvekkili M. için (43.828,25) TL, P. J. için (10.875,00) TL olmak üzere toplam (54.703,25) TL'nın 17.05.2006 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların aktüer hesabı ile hesaplanan (11.211,93) TL destekten yoksun kalma tazminatı üzerindeki taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, murisin kazanın oluşumunda % 75, davalı sigortalısı araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası sonucu desteğin ölümünden dolayı destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Haksız eylem sonucu yaralanma veya ölüm nedeniyle maddi tazminat istemiyle açılan davalarda, tazminatın denkleştirilmesi kuralı gereğince, haksız eylem sonucu gerçekleşen gerçek zarar belirlenerek ona hükmedilmesi gerekir. Böyle bir durumda gerçek zararın belirlenebilmesi için, haksız eylem sonucu zarara uğrayanın, bu olay nedeniyle elde ettiği kazanımlar hesaplanan tazminat tutarından indirilmelidir. İndirilmesi gereken kazanımlar arasında, özel yasaları gereği haksız eylem sorumlularına rücu edilebilecek ödemeler bulunup bulunmadığı mahkemece re'sen araştırılmalı, böyle bir ödemenin bulunduğu belirlendiği takdirde tazminat tutarından bu miktar indirilmelidir.
Davacı hak sahiplerine 1479 sayılı Kanunun 40.ve 41.maddeleri uyarınca peşin değerli ölüm aylığı bağlanıp, bağlanmadığı hususunda mahkemece bir araştırma yapılmamıştır.
Olayda destek Bağ-Kur'a bağlıdır. Olay tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 1479 Sayılı Bağ-Kur Yasası'nın 63. maddesi uyarınca üçüncü bir kişinin suç sayılır hareketi ile bu sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında Kurum, sigortalıya gerekli yardımı yapar ve tutar için sorumlulara rücu eder. Ancak, davalı vekilince davanın 11.211,93 TL’lik bölümü kabul edildiğinden, bu kabul beyanı da gözetilerek, bu miktarı aşan kesim için Bağ-Kur tarafından yapılan ödemenin davacıların belirlenen zararından mahsubunun gerekip, gerekmediğinin 5510 sayılı Kanunun 39.maddesi de değerlendirilmek suretiyle belirlenmesi gerekirken yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilmeden, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2-Meslek Odası tarafından bildirilen gelirin işletme gelirini de kapsadığı dikkate alınıp, aynı geliri sağlamak için emsal işi yapan bir kişinin fiili, fikri ve bedeni çalışma karşılığının belirlenmesi, asgari ücretin üzerinde olup olmadığının araştırılması ve asgari ücretin üzerinde ise destek tazminatının buna göre, aksi takdirde asgari ücrete göre tespiti gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle dahi davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1)ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 625,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)