(556 S. KHK m. 7, 8, 48, 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.05.2006 tarih ve 2005/265 - 2006/268 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, "DANDY" ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanı ve aynı zamanda lisans sözleşmesi ile kullanım hakkına sahip olduğu tanınmış marka olduğunu, davalı tarafından aynı ibarenin marka olarak tescil başvurusuna yapılan itirazın davalı idare tarafından reddedildiğini, oysa, davalı markanın müvekkilinin lisans sözleşmesi ile hak sahibi olduğu markalarla ve ticaret unvanı ile iltibasa neden olacak şekilde benzer olduğunu, bu nedenle aynı ibarenin farklı sınıflarda bile olsa marka olarak tescilinin mümkün bulunmadığını ileri sürerek, TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 2001-M-907 sayılı kararının iptalini, davalı markanın hükümsüzlüğünü ve müvekkiline ait 1968/103637 sayılı markanın tanınmış marka olduğunun tesbitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı, markaların kullanıldıkları ürünlerin farklı olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayandığı markaların dava dışı Danimarka firmasına ait olduğu, lisans sözleşmesinin ise tescile itiraz ve dava tarihi itibariyle süresinin dolduğu, dolayısıyla davacının bu markalara dayanarak iş bu davayı açma hakkının bulunmadığı, ayrıca davacı şirketin faaliyet alanı ile davalı markanın kullanılacağı ürünlerin farklı olması nedeniyle davacının ticaret unvanı olan DANDY ibaresinin davalının markasında kullanılmasının haksız rekabete neden olmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka başvurusuna yapılan itirazın TPE'nin Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddine ilişkin kararın iptali ve davalı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
556 sayılı KHK'nin 48 nci maddesine göre Enstitü tarafından alınacak kararlardan zarar gören kişilerin kararlara karşı Enstitü nezdinde itiraz edebilecekleri ve alınan kararlarla ilgili işlemlere taraf diğer kişilerin doğrudan itiraz yetkisine sahip oldukları düzenlenmiştir. Yine anılan KHK'nın 53. maddesinde, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun, 47 ila 52 nci maddelerde belirtilen itiraz işlemleri ile ilgili kesinleşen kararlarına karşı, kesinleşen kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde, yetkili mahkemede dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı taraf, dava dışı Danimarka şirketine ait tanınmış olduğunu iddia ettiği markanın lisans hakkına sahip olarak iş bu davayı açmış olup, mahkemece, lisans sözleşmesinin süresinin dolduğu ve davacının anılan markalar üzerinde lisans sahibi bulunmadığı, dolayısıyla davacının, marka tescil başvurusuna itiraz hakkının ve dava hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de, dosyada mevcut 06.06.1973 tarihli lisans sözleşmesinin MARKALAR başlığı altındaki 4 ncü maddesinde "...mıntıkada markaların korunması için kanuni takibatta bulunmak ancak tarafların karşılıklı muvafakati ile kabil olacağı ve bu hususta tarafların mutabık olduğu" kabul edilmiş olup, sözleşmenin müddetine ilişkin maddede ise "sözleşmenin 10 yıl müddetle yürürlükte kalacağı ve bu sürenin sonu itibariyle 12 aylık bir ihbar ile taraflardan her birinin sözleşmeyi sona erdirebileceği, bu yolda feshi ihbar edilmediği takdirde, sözleşme süreye bağlı olmadan daha 5 yıllık bir devre için devam edeceği ve bu devrenin sonunda ve devam eden devrelerin sonunda taahhütlü mektupla yapılacak 12 aylık bir ihbar sonunda sözleşmenin sona erdirilebileceği" düzenlenmiş olup, dosya içinde sözleşmenin bu şekilde sona erdirildiğine ilişkin bir kanıt mevcut olmadığından halen bu sözleşmenin devam ettiğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davacının anılan sözleşmeye göre markalar üzerinde lisans hakkı devam etmekte olup, bu hakka dayalı olarak tanınmış olduğunu iddia ettiği dava dışı Danimarka şirketine ait DANDY markasının farklı sınıflarda dahi tescilinin mümkün olmayacağını öne sürdüğüne göre, iddianın bu niteliği itibariyle TPE tarafından alınacak karardan zarar gören kişi olarak itiraz ve dava hakkına sahiptir.
Bu durumda mahkemece, davacının itirazına ve davasına dayanak yaptığı markaların tanınmış marka olup olmadıklarına ilişkin davacı delillerinin dosyaya ibrazının sağlanması ve bu deliller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ve şayet davacının dayandığı markaların 556 sayılı KHK.nin 7/1- (i) ve 8/4 ncü maddesi anlamında tanınmış marka olduğu tesbit edilirse ve koşullarının gerçekleşmesi halinde tanınmış markaların farklı mal ve hizmetler yönünden de korunacağı göz önüne alınarak, davalının farklı sınıflarda dahi anılan ibareyi marka olarak tescil ettirmesinin mümkün bulunmadığı kabul edilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy