(1086 S. K. m. 455, 459)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.11.2006 gün ve 2005/250-2006/11937 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki davalı Ankara Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili tavzih dilekçesi ile, mahkemenin 02.11.2006 gün 2005/250 esas, 2006/1937 karar s. ilamının birinci bendinde ... sair davalılar yönünden faiz başlangıcının dava tarihi olarak belirlendiğini, oysa bu tarihin 17.09.2002 tarihi olması gerektiğini ileri sürerek, anılan ilamın tavzihini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, tavzih istemine cevap vermemiştir.
Mahkemece dosya kapsamına göre, davacının dava dilekçesinde fazlaya ait haklarını saklı tuttuğu, bu talep içinde ferilerinin de bulunduğu gerekçeleriyle, tavzih isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan Ankara Sigorta A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
Dava, hüküm deki faiz başlangıcının sair davalılar yönünden tavzihen düzeltilmesi istemine ait olup, mahkemece, tavzih isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davadan el çekilmiş olunması karşısında, yargılamanın iadesine karar verilmedikçe veya hüküm temyiz edilip bozulmadıkça mahkemece verilen bu karar, artık hiçbir biçimde değiştirilemez. HUMK. nun 455 inci maddesinde düzenlenen tavzih veya aynı Yasa'nın 459 uncu maddesinde düzenlenen maddi hataların düzeltilmesi yoluyla da hükmün değiştirilmesi söz konusu olamaz. Bir hükmün hangi hallerde tavzihinin istenebileceği, HUMK. nun 455 inci maddesinde düzenlenmiştir. Tavzih yolu, bir hükmün anlaşılmayacak şekilde müphem bulunması veya açıklıkla anlaşılamaz (gayri vazıh) ve çelişik (mütenakız) fıkraları taşıması durumunda hükümdeki gerçek anlamı meydana çıkarması amacıyla başvurulan bir kanuni yoldur. Mahkeme, hükmü yalnız tavzih etmekle yetinir, yoksa kesinleşmiş bir hüküm, hükmün açıklanması (tavzihi) yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Somut olaya gelince, tavzih dilekçesi ile ...diğer davalılar yönünden... faiz başlangıcının 17.09.2002 olması gerekirken, dava tarihi olarak belirlendiğim iddia edilmiş, mahkemece, tavzih isteminin kabulüne karar verilmiş olup, bu bağlamda, mahkemece, faiz başlangıcının yazılı biçimde tavzih yolu ile değiştirilmesi doğru görülmemiş, hem tavzih kurumunun özüne ve amacına aykırı tavzih kararının davalılardan Ankara Sigorta A.Ş. yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenle, davalılardan Ankara Sigorta A.Ş. vekilinin tavzih kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile tavzih kararının bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy