(6762 S. K. m. 1268) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nce verilen 21.06.2007 tarih ve 2007/56-2007/193 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.05.2009 gününde taraf avukatları tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında Nakliyat Sigorta Poliçesi akdedildiğini, bu poliçe ile poliçede yazılı emtianın yine poliçede belirtilen gemi ile Zonguldak-Aşkabat/Türkmenistan'a nakli sırasında oluşabilecek zararların güvence altına alındığını, ayrıca Astrakhan limanında yapılan aktarmanın da zeyilname ile teminat altına alındığını, bu taşıma sırasında çeşitli aşamalarda emtiada hasar meydana geldiğini, rizikonun davalıya ihbar edildiğini ancak sigorta bedelinin ödenmediğini, zarar miktarının 70.500 USD olduğunu ileri sürerek, fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.000.000 TL'nın 22.1.2001 ihbar tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 25.09.2002 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 55.000 YTL'nın faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının ihbarı üzerine yapılan araştırmada poliçe priminin ödenmediğinin anlaşıldığını, bu nedenle başka işleme gerek duyulmaksızın davacının hasar talebinin reddedildiğini, hasar miktarının fahiş olduğunu savunarak,davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı 25.09.2002 tarihinde ıslah dilekçesi vermiş ise de, harcını 21.05.2003 tarihinde yatırdığını, davalının zamanaşımı define davacının süresinde olmadığı yönünde itirazda bulunmadığı, ıslah ile talep edilen miktarın TTK'nun 1268. maddesi hükmü uyarınca zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, ıslah edilen miktar yönünden davanın reddine, dava dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden davanın kabulü ile 1.000 YTL'nın 22.01.2001 tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava dilekçesindeki faiz talebine göre mahkemece hüküm altına alınan faiz yönünden bir usulsüzlük bulunmamasına ve ıslah, harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılacağından ıslah edilen miktar yönünden zamanaşımı nedeniyle ret kararı verilmesinin yasaya uygun olmasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Davalı vekili, süresinden sonra 24.03.2003 tarihli dilekçesi ile davacı tarafından ödenmeyen 2.467.674.532 TL'lık prim alacağı yönünden takas ve mahsup talebinde bulunmuştur. Takas ve mahsup talebinin, mutlaka mukabil dava şeklinde değil, def'i olarak da ileri sürülmesi mümkündür. İlke olarak; Takas def'i de diğer def'iler gibi her zaman ileri sürülebilirse de 10 günlük sürede yapılmadığı takdirde savunmanın genişletilmesi yasağı ile karşılaşabilir. Başka deyişle; süresinde yapılmayan takas def'ine hemen karşı konmadığı takdirde zımni olarak savunmanın genişletilmesine rıza gösterilmiş sayılır. Somut olayda, davacı vekili davalının bu yöndeki talebine süresinde yapılmadığı yönünde itiraz etmemiştir. Takas mahsup def'ine davacı vekili karşı çıkmadığına göre, davalının bu savunması üzerinde durulmak ve savunmasını ispat imkanı verilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Ayrıca, mahkemece davacının ıslah dilekçesi ile talep ettiği miktar yönünden davalının zamanaşımı definin kabulü ile talebin reddine karar verildiği halde, davalı yararına karar tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nisbi ücreti vekalete karar vermek gerekirken, yazılı şekilde olaya uygulanma imkanı bulunmayan Tarifenin 7. maddesi gereğince maktu ücreti vekalete karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
4- Yine, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği halde yargılama giderinin de buna göre taraflar arasında paylaştırılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3) ve (4) bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, taraf vekilleri duruşmaya gelmediğinden vekalet ücretinin alınmasına yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy