(818 S. K. m. 46, 47) (HGK 02.12.1987 T. 1987/4-214 E. 1987/894 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.03.2005 tarih ve 1997/175 - 2005/92 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi R. Ö. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkillerinden E.'ın içinde bulunduğu araca, davalıların sürücüsü ve zorunlu ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı oldukları aracın çarpması sonucunda adı geçen müvekkilinin yaralandığını, yüzünde izler kaldığını, davacı K.'ın ise işine gidemediği için gelir kaybına uğradığını, bu nedenle müvekkillerinin maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek, birleşen davadaki talep ve ıslahla birlikte toplam 12.338.998.500.- TL maddi ve E. için 1.000.000.000.-TL ve anne ve baba için toplam 1.000.000.000.-TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan sigorta şirketi vekili, maddi tazminattan ve limitle sınırlı sorumlu olduklarını ve temerrüde düşmediklerini savunmuştur.
Diğer davalı vekili, talebin fahiş olduğunu, raporları kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 172.939.006.- TL maddi tazminatın her iki davalıdan ve davacı E. için 800.000.000.- TL manevi tazminatın davalı V.'den temerrüt faiziyle tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ve hüküm fıkrasının 13. bendinde hükmedilen vekalet ücretinin, birleştirilen davada istenilen ve ancak reddedilen maddi tazminata ilişkin olmasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, trafik kazasına dayalı, yaralanan ile anne ve babanın maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle, anne ve babanın manevi tazminat istemi reddedilmiş olup, kural olarak, BK'nun 47'nci maddesi uyarınca, manevi tazminat talep etme hakkı, doğrudan doğruya cismani zarara duçar olan kişiye tanınmakta olduğundan, buna göre yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyan kişiler manevi tazminat isteyemezler.
Ancak, aynı eylem neticesinde birden fazla kişinin doğrudan doğruya zarar görmesi mümkündür. BK'nun 46 ve 47'nci maddelerindeki cismani zarar kavramına ruhi bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği, bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil, ruhi ve asabi bütünlüğün de korunduğu doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Eğer bir kimsenin cismani zarara maruz kalması sonucunda, onun ana, baba, karı, koca, çocuk ve kardeş gibi çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü ağır bir şekilde haleldar olmuşsa, onlar da manevi tazminat talep edebilirler. Çünkü bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı vardır. Zararlarının niteliği itibariyle, onların da ihlal edilen normun koruma amacı içinde bulunduklarının kabulü gerekir. Başka bir anlatımla, böyle hallerde, yansıma yoluyla değil, doğrudan doğruya zarara maruz kalma söz konusudur (YHGK 02.12.1987 tarih ve 4-2141 894 sayılı ilamı da bu yöndedir).
Somut olayda, davacıların çocuğu okul servisi içindeyken meydana gelen kazada başından ve yüzünden yaralanmış olup, yaralanan davacının anne ve babası olan diğer davacıların ruhi ve asabi sağlık bütünlüğünün ağır şekilde ihlal edildiği kabul edilmelidir. Bunun aksinin kabulü, hayatın olağan akışı ile bağdaşmaz.
Bu itibarla, mahkemece, somut olayın özelliklerine, davacıların olaydan etkileniş derecesine, müterafik kusurun bulunmamasına göre, anılan davacılar yönünden de manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, diğer bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy