(818 S. K. m. 133, 135) (6762 S. K. m. 1268)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.10.2006 tarih ve 2004/1376-2006/609 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.06.2008 gününde davacı avukatı ...... ile davalı avukatı ...... gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ….. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya sigortalı olan müvekkiline ait Hendek’te bulunan fabrika binasının 17.08.1999 depremi sonucu uğradığı hasarın tazmin edildiğini, ancak poliçe güvencesi kapsamındaki kâr kaybının (270.000)NLG tutarındaki avans ödemesi dışında ödenmek istenilen (521.000)NLG’nin bu zarar kalemini karşılamadığını ileri sürerek, (1.816.000)NLG tazminatın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, aynı konuda Amsterdam Mahkemesi’nde açılan davanın derdest olduğunu, müvekkilince deprem rizikosu nedeniyle davacıya (1.547.405)NLG tazminat ödendiğini, toplam iş durması zararının (841.000)NLG’den ibaret olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, mübrez belgelere ve davacı şirket kayıtları üzerindeki bilirkişi incelemesine dayanılarak, davalının iş durması avans tazminatı ödediği 29.03.2000 tarihinde BK.’nun 133.maddesince zamanaşımının kesilip iyi yıllık zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı, davalının borçlu olduğunu ikrar ettiği 15.01.2001 tarihinde zamanaşımının yeniden kesildiği ve anılan Yasa'nın 135/2 maddesince (10) yıllık yeni zamanaşımının başladığı ve davanın bu süre içerisinde açıldığı, Hollanda’daki davanın başka bir tüzel kişilikçe açılması nedeniyle derdestlik ilk itirazının yerinde olmadığı, avansın mahsubundan sonra davacının kâr kaybının (788.750)Euro ve dava tarihine kadar işlemiş faiz tutarının (129.815)Euro olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacıya ait Hendek’te kurulu fabrika 01.04.1999-01.04.2000 vadeli poliçe ile davalı sigorta şirketi tarafından yangın, deprem ve poliçede belirtilen diğer rizikolara karşı sigorta örtüsü altına alınmış, 17.08.1999 depremine bağlı bina ve emtia zararı 17.01.2000 tarihine kadar üç taksit halinde tazmin edilmiş bulunmaktadır.
Poliçede ayrıca temin edilen rizikolardan kaynaklanan iş durmasına bağlı kâr kaybı teminatı da verilmiş olup, davalı sigortacı ekspertizce hesaplanan bina ve emtia zararını ödedikten sonra henüz kâr kaybı ile ilgili herhangi bir araştırma ve tespit yapılmadan ve niza belirmeden 29.03.2000 tarihinde iş durmasından doğan kâr kaybı teminat klozu kapsamında avans kabilinden olmak üzere (270.000)Hollanda Florini (NLG) tazminat ödemiş, daha sonra yaptırdığı, eksper incelemesi sonunda düzenlenen 10.05.2001 tarihli ekspertizde kâr kaybı zararı toplamı olarak (841.000)NLG hesaplanıp saptanması üzerine davacı sigorta ettirene gönderdiği 15.01.2002 tarihli yazıyla bu miktardan avans tutarını tenzilden sonra kalan meblağı ödemeyi teklif etmiş, davacı ise kendi yaptırdığı 24.04.2001 tarihli ekspertize göre kâr kaybı zararının (2.136.000)NLG olduğunu ileri sürerek bu teklifi kabul etmemiş ve sonrasında da bu iddiaya dayalı olarak avansın mahsubu ile bakiye (1.816.000)NLG’nın tahsili istemiyle işbu davayı ikame etmiştir.
TTK.’nun 1268.maddesince sigorta sözleşmesinden doğan tazminat alacakları, iki yılda zamanaşımına uğrar. Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre, zamanaşımı sigorta ettiren bakımından rizikonun gerçekleştiğinin sigortacıya bildirme yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Somut uyuşmazlık bakımından olağan zamanaşımının davalı sigortacının rızaen borcunu ikrar ederek henüz belirlenmemiş olan toplam kâr kaybı sigortası tazminat alacağına mahsuben davacıya avans ödemesinde bulunduğu 29.03.2000 tarihinde değinilen zamanaşımı süresinin Borçlar Kanunu’nun 133/1.maddesi hükmünce kesilerek iki yıllık zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başlayacağı kuşkusuz olup, mahkemenin bu yoldaki yorumu ve kabulü isabetlidir.
Ancak, yeniden işlemeye başlayan zamanaşımının davalının ekspertizle belirlenen bakiye tazminat tutarını ödemeyi teklif ettiği, 15.01.2002 tarihinde zamanaşımının yeniden kesildiği ve bakiye gerçek zararın tamamı bakımından BK.’nun 135/2.maddesi gereğince (10) yıllık yeni zamanaşımının başlayacağının kabulü ile bilirkişi incelemesi ile saptanan alacağa hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
Davalının 15.01.2002 tarihli yazıyla kabul ve ikrar ettiği borcun tamamı (841.000)NLG olduğuna göre BK.’nun 135/2.maddesinde öngörülen işleyecek (10)yıllık yeni zamanaşımının ikrar edilen bu miktarla sınırlı olduğu, bu miktarı aşan sigorta tazminat alacağı ile ilgili avans ödemesinin yapıldığı 29.03.2000 tarihinde yeniden işlemeye başlayan zamanaşımının davanın açıldığı 17.08.2004 tarihinde sona erdiği, 10 yıllık zamanaşımı kapsamında olan alacağın (841.000)NLG’nin avansın tenzilinden sonraki alacak miktarından ibaret olduğu gözden kaçırılarak yazılı olduğu gibi karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yön bakımından davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentteki nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentteki nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.06.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)