(6762 S. K. m. 119, 988, 1001, 1235, 1236)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nce verilen 01.05.2007 tarih ve 2007/72-2007/125 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.06.2009 gününde taraf avukatları tebliğe rağmen gelmediğinden, tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için tetkik hâkimi A.S. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı eski adı M/V LOTI, yeni adı M/V DORA gemisine satılan yakıt bedeli toplamı 86.425 USD.'lik alacağına ilişkin fatura ve sevk irsaliyesinin davalı tarafa tebliğ edildiğini, faturanın alındığı 25.01.2001'den bu güne kadar geçen süre için yıllık %10 faizi 8630 USD ile toplam 95.055 USD için TTK'nun 1235. ve 1236. maddeleri uyarınca kanuni rehin hakkı tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK.'nun 119. maddesi uyarınca acenteye ancak akdine aracılık ettiği veya müvekkili adına bizzat akdettiği bir sözleşme var ise ve bu uyuşmalık bu akitten doğuyorsa izafete husumet tevcih edilebileceğini, iddia edilen yakıt satışları ile hiçbir ilgisi olmayan acenteye tebligat yapılmak suretiyle taraf teşkilinin sağlanamayacağını, davacının iddialarının aksine davacı tarafından tedarik edilen yakıt bedellerinin ödendiğini, davacının sattığı yakıt miktarından daha fazla miktarda yakıtı faturalarında gösterdiğini, geminin yakıt tanklarının en çok 60 ton yakıt alabildiğini, yakıt sarfiyatının ise günlük 0,3-3 ton arasında değiştiğini oysa, davacı faturalarına göre gemiye 15.10.2000 tarihinde 75 ton, 31.10.2000 tarihinde 80 ton yakıt sağlandığını, bunun fiilen imkansız olduğunu, iddia edilen yakıt tedariklerinin kanuni rehin hakkı vermesi açısından kanunun aradığı şartları taşımadığını, bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle alacağın gemiyi takip etmesinin düşünülemeyeceğini, davacı tarafından sunulan faturalar üzerinde yer alan kaşelerin gemi işleticisine ait olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının eski adı M/V LOTI yeni adı M/V DORA gemisine 240 ton yakıt tedarik ettiğini iddia ederek, yakıt tedarikinden doğan alacağın tahsilini istediği ve dosyaya 01.12.2000 tarihli fatura 05.09.2000 tarihli irsaliye, 22.12.2000 tarihli fatura 15.10.2000 tarihli irsaliye,25.01.2001 tarihli fatura ve 31.10.2000 tarihli irsaliyeleri sunduğu, irsaliyelerin kaptan tarafından imzalandığı, geminin yakıt tankının 60 ton olduğu,15 gün içersinde verilen 155 ton yakıtın geminin seferi tamamlamak için ihtiyaçla mahdut olduğunun kabul edilemeyeceği, TTK'nun 1235.ve 1236.maddelerindeki yazılı şartların oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Dava, TTK.'nun 988, 1235/6-8. ve 1236. maddeleri uyarınca gemi alacaklısı ve dolayısı ile kanuni rehin hakkı tanınması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalının donatanı olduğu gemiye bağlama limanı dışında kredili yakıt alınmasının zaruretten kaynaklandığının ispat edilemediği ve dolayısı ile TTK.'nun 1235. maddesi uyarınca bu işlemin davacıya gemi alacaklısı hakkını vermeyeceği, 15 gün içerisinde 155 ton yakıtın seferi tamamlamak üzere ihtiyaçla mahdut olduğunun kabul edilmeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de kaptanın donatanı temsil yetkisi her nevi kredi muameleleri için TTK.'nun 988. maddesi uyarınca bir sınırlamaya tabi tutulmuştur ki, o da muamelenin zaruri olması ve zaruret miktarını aşmamasıdır. Kredi muamelesinden maksat, donatanın karşılık edasının geri bırakıldığı tüm muamelelerdir. Dolayısı ile kaptan veresiye bir işlem yapacaksa, bunun belirli yolculuğun selametle icrasına veya geminin iyi halde muhafazasına ilişkin olması yeterli bulunmayıp, muamelenin muayyen yolculuğun icrası veya geminin iyi halde muhafazası için zaruri olması ve zaruret derecesini de aşmaması şarttır. Aksi halde işlem kaptanın yetkisi dışına çıktığından donatanı bağlamaz. Bu nedenle de, kredi veren kimse kaptanın söz konusu muameleyi yapmasında bir zaruret bulunup bulunmadığını ve bunun için aşağı yukarı ne miktar bir meblağın lüzumlu olduğunu araştırmak ve gerektiğinde bu şartları ispat etmek zorundadır. Buna karşılık muamelenin kaptanın yetkisi dâhilinde sayılması için, kredi verenin kötü niyetli olmaması şartı ile, kaptanın gerçekten krediye ihtiyacı veya seçtiği kredi şeklinde isabet bulunması yahut aldığı parayı gerçekten o işe sarf etmesi şart değildir. (Çağa/Kender Deniz Ticareti Hukuku, 12. Baskı, Cilt 1, Sayfa 188)
TTK.'nun 1235/6. maddesinde ise, kaptanın bu sıfatla ve gemi bağlama limanı dışında bulunduğu sırada, zaruret hallerinde 988 ve 1001. maddeler hükümleri gereğince yaptığı kredi muamelelerinden doğan alacakların, sahiplerine gemi alacaklısı hakkı vereceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda da, davalının donatanı olduğu geminin kaptanı tarafından bağlama limanı dışında, davacıdan yakıt alımları yaptığı, satılan yakıta ilişkin olarak sevk irsaliyelerinde gemi mührünün tatbik edildiği ve kaptan tarafından imzalandığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığına göre, artık bu işlemin yolculuğun icrası veya geminin iyi halde muhafazası için zaruri olduğunun kabulü gerekir. Bu konuda davalı donatan sadece, işlemin zaruret miktarını aştığını ve dolayısı ile aşan bu meblağdaki yakıt alımı için davaya konu yakıtın davalıya ait gemiye yüklenemeyeceği, iddia edilen satışın gerçek bir satış olmadığı yönündeki iddiasını açacağı bir menfi tespit davasında savunabilir, Dairemizin yerleşik uygulaması da bu yöndedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2003/12661 E,2004/1702 K.) O halde mahkemece, dava konusu yakıt alımının zaruretten kaynaklandığı kabul edilerek, uyuşmazlığın yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda çözümlenmesi gerekirken, yazılı şekilde ve bu davada tartışılmasına hukuken olanak bulunmayan değerlendirmelerle hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy