(1163 S. K. m. 14, 15) (1086 S. K. m. 348)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesince verilen 19.07.2007 tarih ve 2006/221-2007/376 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava HUMK'nun 3494 sayılı kanunla değişik 348/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve dava dosyası için Tetkik Hakimi M.P. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin babaları olan U. S.'in 16.09.2005 tarihinde vefat ettiğini, davalı kooperatifçe murisin ölüm tarihinden 3 ay sonra alınan 28.12.2005 tarihli yönetim kurulu kararı ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14 ncü maddesi uyarınca U. S.'in ortaklığının sona erdirilmesine, alacak ve borçlarının ana sözleşmenin 15 nci maddesi uyarınca tasfiye edilmesine karar verildiğini, davalı kooperatifin müvekkillerini bilgilendirmeden ve uyarmadan aldığı karar ile müvekkillerinin haklarını ortadan kaldırdığını, söz konusu kararın yasa, ana sözleşme ve yargı kararlarına aykırı olduğunu ileri sürerek, anılan kararın iptali ile muristen miras yolu ile intikal eden hissenin müvekkillerine aidiyet ve tahsisi ile üyeliğin devam ettirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, ana sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca ölümü müteakip 3 ay içinde mirasçılar tarafından ortaklığa devam konusunda bir beyanın vuku bulmadığını, bu nedenle ortaklığın ölüme bağlı olarak yönetim kurulu tarafından alınan karar ile sona erdirildiğini, kararın mirasçılara usulen bildirilmiş olmasına rağmen hiçbir şekilde herhangi bir dava açılmadığından ortaklığın hukuken sona erdiğini, davanın dinlenebilmesinin mümkün olmadığını savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre ana sözleşmenin 16. maddesindeki düzenlemenin emredici nitelikte olmayıp 3 ay içinde temsilci tayin edilmemesinin kooperatif üyeliğinden ihraç sonucunu doğurmayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı kooperatifin 28.12.2005 tarih, 206 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline, U.S. terekesinin üyeliğinin tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bilyon bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy