(1163 S. K. m. 38)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra isin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin vereceği yapı denetim hizmeti karşılığı olarak 3 dükkanın verilmesinin taraflar arasında imzalanan sözleşme ile kararlaştırıldığını, davalının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin sözleşmeyi feshettiğini, davalının da buna karşılık olarak, 15.05.2006 tarihli yönetim kurulu kararı ile anılan tahsislerin iptaline ve kooperatif adına tahsiline karar verildiğini, üyelik ödemelerinin de yerine getirilmiş olduğunu ileri sürerek, anılan kararın iptali ile dükkanların davacı adına tahsisini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan tahsisin yok hükmünde olduğunu, davacının edimlerini yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu 3 dükkanın başta davacıya tahsis edildiği, daha sonra davacının üyelik devirleri kabul edilerek bazı kişilere intikal ettirildiği, iptali istenen kararın davacıyı etkileyeceği, davalının süreler tanıyarak ödeme talebinde bulunması ve ödememesi halinde, ihraç kararına bağlı olarak tahsisin sona erdirilmesinin zorunlu olduğu, davacının üyeliğine yasal bir engel bulunmadığı, davacı ediminin yerine gelmemesi nedeniyle tek taraflı olarak tahsisin kaldırılamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tahsisin iptaline ilişkin yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Dava konusu üç dükkanın önce davacıya tahsis edildiği, yönetim kurulu kararı ile ortaklığa kabul kararı alınarak ortaklık senedi verildiği, daha sonra davacının bu üyelikleri dava dışı kişilere devrettiği, devirlerin de yönetimce kabul edildiği, bu kişilerin üyeliklerinin devam ettiği, dosya kapsamı ile sabittir. Bu kişilerin üyeliklerinin, davacının yapı denetimine ilişkin sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle davalı kooperatifçe iptal edilmesi ve bu kişilerin davacıya bu nedenle hak iddia etmeleri halinde davacının iş bu davayı davalı kooperatife karşı açması mümkün iken, henüz bu aşamaya gelinmeden önce, üyelikleri devreden ve buna bağlı olarak dava hakkı kalmayan davacının bu aşamada bu davayı açmakla hukuki yararı mevcut değildir.
Bu durumda, davanın salt bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı bir kısım gerekçelerle davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü ve bundan sonra diğer bir kısım gerekçe ile de esasa girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi suretiyle davacının hukuki durumunun yanlış nitelenmesine dayalı olarak sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin bir bölüm temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy